(634 S. K. m. 25)
Dava: Dava dilekçesinde Kat Mülkiyeti Kanununun 25. maddesi gereğince davalılara ait payın devri istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava Kat Mülkiyeti Kanununun 25. maddesi hükmü uyarınca anılan maddenin (B) bendinin uygulanması suretiyle bağımsız bölüm mülkiyetinin devrine ilişkindir.
Mahkemece konuyla ilgili ilk davanın 19.1.1981 tarihinde açılıp 18.7.1982 tarihinde hükme bağlandığı bu nedenle davacının yasada öngörülen beş yıllık sükutu hak süresinin geçmesinden sonra açtığı davanın süresinde olmadığı belirtilerek dava bu sebepten reddedilmiş ise de, bu davanın dayanağı 5.2.1993 tarihinde açılıp kararı 2.12.1994 tarihinde kesinleşen men'i müdahale davası olup, davacı kesinleşmeyi takip eden bir yıllık süre geçtikten sonra başlayan altı aylık yasal süre içinde 12.3.1996 tarihinde davayı açtığına göre red gerekçesi varit değildir. Son davada dava konusu edilen müdahalenin 19.1.1981 tarihinde davaya konu olması sonraki davanın mülkiyeti devir davasında esas tutulmasını bertaraf etmez. Davalının özellikle kapı yönünden müdahalesi devam etmekte olup 29.9.1994 tarih ve 1994/9685 Esas- 1994/11358 Karar sayılı Yargıtay onama ilamında da açıklandığı gibi giriş kapısındaki değişiklikle ilgili olarak önceki kararda bir hüküm kurulmamıştır. Kaldı ki müdahale yenilendiğinde veya devam ettiğinde dava hakkı yeniden doğar. 25. maddenin (b) bendi son verilen kararla ilgili olarak uygulandığında davanın süresinde olduğunun kabulü gerekir.
Davalının hüküm altına alınmamış yalnız, bilirkişi raporunda eski hale getirme masrafı olarak belirlenmiş bir meblağı icra veznesine yatırmış olması, kesinleşmiş hükme rağmen ve kesinleşme tarihinden itibaren 1 yıl geçtiği halde onun kesinleşmiş hükmün gereğini yapma yükümlülüğünü bertaraf etmez.
Mahkemece yukarıdaki esaslar dairesinde tahkikat ikmal edilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken varit olmayan gerekçelerle davanın, süresinde açılmadığından söz edilerek reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 27.10.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy