(634 S. K. m. 6)
Dava: Dava dilekçesinde men'i müdahale ve kal istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, kat mülkiyeti tesis edilmiş bir yapı ile aynı parselde bulunan ve davalıya ait 10 numaralı bağımsız bölümün eklentisi olarak tapuda kayıtlı olan, garaj ve şoför odasından ibaret yapının yıkılmasına ilişkindir.
Dosya içerisindeki belgelere göre dava konusu yapı, 1962 yılında onaylanan projeye uygun olarak bahçıvan odası, alet ve müştemilat niteliğinde inşa edilmiş, daha sonra cins tashihi yolu ile garaj ve şoför odası şeklinde nitelendirilerek tapuya kaydedilmiştir. 1968 yılında mevcut 12 bağımsız bölümden oluşan yapının inşaat ruhsatı alınmış ve taşınmaz üzerinde kat irtifakı tesis edilmiştir. Dava konusu yerin proje onayı alınıp inşa edildiği tarihte taşınmazın tamamının davalıya ait olduğu görülmüştür. Kat irtifakı tesis edilirken mevcut yapı, 150/1440 arsa payı verilen mesken nitelikli 10 numaralı bağımsız bölümün eklentisi olarak tapuya kaydedilmiştir. Mimari projeye dayanılarak inşa edilmiş ve tapuya kayıt edilmiş yapının yıkılması istenemez. Ancak, bu yapı izin alınan projesine aykırı olarak yapılmış ve yapıldığı tarih itibariyle projesine tecavüz eden şekil ve büyüklüğünün, imar mevzuatına göre yıkılması gerektiği hallere hasren, mimari projesine uygun hale getirilmesine karar verilebilir.
Kat irtifakı tesis edilen yapı için alınan inşaat iznini kapsayan arsanın taşınmazın 25'ini aşmayacağı öngörülmüş olup dava konusu yerin bu 25'e fazlalık teşkil ettiği ileri sürülmekte ise de, bu yer yapıdan önce inşa edilmiş olduğu gibi proje ve ruhsata dayalı bulunduğundan bu husus yıkma nedeni ve gerekçesi olamaz. Ayrıca bu yer üzerinden kat irtifakı tesis edilen yapıdan önce onaylanmış planına ve ruhsatına göre inşa edilip kullanılmaya başlandığına göre sonradan inşa edilen yapının ortak müştemilatı da olamaz.
Bu durumda davanın reddine karar verilmesi gerekirken bilirkişinin varit olmayan gerekçeleri içeren raporuna dayanarak kabulü doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.4.1998 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy