(2942 S. K. m. 21, 24)
Dava: Dava dilekçesinde tazminat istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Planına göre spor alanı olarak ayrılmış bulunan 52 ve 53 numaralı parseller, imar uygulaması sonucu bu amaçla kamuya terkedilmiş iken davalı belediye bu taşınmazların üzerinde bulunduğu anlaşılan ve zemin üstü muhtesat olarak nitelendirilen seralar ile ayrıntılarını takdir komisyonunca takdir ettirerek davacı malike tebliğ ettirmiş ve malik 31.1.1994 tarihli dava dilekçesiyle maddi hata isteminde de bulunarak muhdesatın takdir edilen bedellerinin arttırılmasını istemiştir. Mahkemece tahkikat yapılıp ancak karar verilmeden önce davalı idare Kamulaştırma Kanununun 21. maddesine dayanarak kamulaştırmadan 12.10.1995 tarihli encümen kararı ile vazgeçmiştir. Yargılamanın 25.10.1995 tarihli oturumunda davalı vekili vazgeçmeye ilişkin dilekçeyi sunmuş olup buna karşılık davacı vekili vazgeçmeye karşı çıkmamış, sadece davalının bu davanın açılmasına sebep olduğu gerekçesiyle mahkeme masrafı ve vekalet ücretinin tahsilini istemiştir.
Mahkemece vazgeçmeye dayanılarak konusu kalmayan davanın reddine karar vermiş buna ilişkin ilam taraflara tebliğ edilmiş ve temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.
Davacı bu defa halen kararı inceleme konusu olan davayı açarak Kamulaştırma Kanununun 24. maddesine dayanarak yine reddedilen davadaki sera ve müştemilatın tahrip olduğu gerekçesiyle dava açmıştır.
Mahkemece davalı idarenin taşınmazlara henüz el koymadığına, seraları sökmediğine dair savunmalarına karşın şahitte dinlemek suretiyle tahkikata girişmiş ve sonunda reddedilen bedel arttırımı davasında seralar için bilirkişi kurullarınca belirlenen ortalama değeri ifade eden ikinci rapora göre hüküm kurulmuştur.
Davanın dayanağı Kamulaştırma Kanununun 24. maddesi, dava konusu edilen muhdesatın sera olduğu da dikkate alınarak ancak davalı idarenin taşınmaza el atması sebebiyle ve kendi ihmali ile bu seralarda vuku bulan zarara hükmedilebilir. Oysa mahkeme kararının dayanağı, bedel arttırımı davasında düzenlenen ve bedeli belirleyen bilirkişi raporlarıdır.
Davalı idare taşınmaza el atmadığını bildirmiştir. O nedenle ilk belirlenecek husus vazgeçme tarihi itibarîyle (12.10.1995) davalı idarenin taşınmazlara girip girmediği, girmemiş olsa bile kendi sorumluluğu altında bu seralarda bir zarara sebebiyet verip vermediği, vermişse seraların yaşları itibarıyla amortismanları da düşülerek bu zararın saptanması olmalıdır.
Mahkemece zarar yerine, bu konudaki davanın reddedildiği dikkate alınmadan davaya bedel arttırımı davası gibi bakılarak ve o davada düzenlenen raporlara dayanılarak hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMKnun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.05.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy