(2942 S. K. m. 11)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
İki kez bilirkişi incelemesi yapılmışsa da, raporlar hüküm kurmaya yeterli değildir.
Şöyle ki;
1- Dosyada mevcut şehir planı ve dava konusu yeri ve çevresindeki mütevazı yapılaşma tipini gösteren fotoğraflar, kamulaştırılan taşınmazın, kentin, arsa fiyatlarının çok yüksek olmadığı, ikincil derecede merkezi bir bölgesinde yer aldığı kanısını vermektedir. Buna rağmen, taşınmaza, daireye çok daha yer ak şehir merkezlerinden intikal eden dosyalardaki bedellerle karşılaştırıldığında bile 197.000.000 TL/m2 gibi fahiş bir kıymet biçilmiştir.
Özellikle böyle mutatın üzerinde yüksek meblağlara ulaşan değerlendirmelerin olabildiğince değişik unsurlarla teyit edilmesi gerekir. Anayasanın 46. maddesinin 2. fıkrası ve Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin (d) bendi, kıymet takdirine esas tutulacak unsurlar arasında vergi beyanını da saymıştır. Değerlendirme tarihinde beyan edilen ve belediyelerce saptanan emlak vergisine esas m2 birim değerleri, tek başına kamulaştırma bedelinin tespiti için yeterli değildir. Ancak, bu unsur gerek beyan edilen ya da belediyelerce saptanan miktarla takdir edilen değer, gerek emsalle kamulaştırılan taşınmazın oranının mukayesesi ve isabetinin belirlenmesi açısından önem taşır. Bu bakımdan, Mahkemece, dava konusu taşınmazın ve emsal taşınmazın değerlendirme tarihine en yakın tarihteki vergi beyanlarının ve bulundukları sokak ya da cadde için emlak vergisine esas olmak üzere, belediyelerce belirlenen m2 fiyatlarının, ilgili belediyelerden getirtilip, değerlendirmenin sıhhatinin bu belgelerle denetlenmesi gerekir.
2- Birinci bilirkişi kurulunun incelemeye aldığı 23, ikinci bilirkişi kurulunun incelemeye aldığı 25 emsal arasından, her iki bilirkişi kurulu yalnızca iki satışı emsal olarak karşılaştırmaya esas almıştır. Emsal alınan her iki satış 34 ve 45 m2 alanlı iki kargir dükkana ait olup, 1/2 hisseleri satılmıştır. Bu tür müstakil işyeri satışlarında, arsanın konumu ve üzerindeki
işyerinin yapısal özelliklerinden çok, ticarethanenin faaliyet alanı ticari
itibarı, ismi, tanınmış olması gibi unsurlar değere etkin olup bu bakımdan, karşılaştırma yapılırken bu keyfiyet göz önünde bulundurulmalıdır. Üstelik, emsal alınan satışlar 1/2 paya aittir ve 103 ada 15 parselin 08/12/1992 tarihinde diğer yarısının da satılmış olmasına rağmen bu sonraki satış değerlendirmeye esas alınmıştır. Öte yandan, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı yapı yaklaşık maliyet birim hesapları listesinde, asansörsüz ve kalorifersiz basit ticari bürolar 111. sınıf A grubu, lokanta ve dükkanlar 111. sınıf B grubu yapılar arasında sayılmış olmasına karşın, bilirkişilerce dükkan II. sınıf yapı olarak değerlendirilmiştir. Yaşlı da olsalar, ticarethanelerin genellikle bakımlı olmaları bir gerçekken, bedellerinden %50 oranında yıpranma payı düşülmüş böylece her iki unsur, ticarethane olarak satışı yanında, emsal satışın arsa bedelinin yüksek görülmesinde etken olmuşlardır.
3- Kamulaştırma Yasasının 15. maddesi, taşınmaz malın kıymetinin bilirkişi marifetiyle tespit edileceğini öngörmekle birlikte, bilirkişilerin denetimi ve yapılan değerlendirmelerin çevre gerçeklerine uygunluğunu sağlamak görevi ilk planda ve öncelikle çevreyi ve kamulaştırma konusu taşınmaz malı tanıyan ve bu konuda, Anayasanın 138. maddesine göre Anayasaya kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre nihai hükmü verecek olan hakime aittir. Nitekim 2942 sayılı yasanın 15. maddesi; bilirkişi kurulu tarafından belirlenen bedelin isabetli olup olmadığını takdir yetkisini hakime vermiştir Bilirkişinin oy ve görüşlerinin hakimi bağlamayacağı yolundaki HUMK.nun 286 maddesi göz önüne alınarak, karar her türlü çelişki ve uyumsuzluklar giderildikten sonra verilmelidir.
Bu durumda dava konusu taşınmaz malın ve emsalin emlak vergisine esas değeri ilgili belediyeden getirtilmeli ve bu belgelerin de yukarıda açıklanan hususlarla birlikte dikkate alınması koşulu ile bilirkişilerden, gerekirse resen yeni emsaller de getirtilerek, ek raporlar alınmalı ve hasıl olacak Sonuca göre karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince (BOZULMASINA), 25/10/1999 gününde oybirliği ile karar verildi.
YKD. Şubat-2000
Full & Egal Universal Law Academy