(634 S. K. m. 1, 12, 50)
Dava Ve Karar: Dava dilekçesinde satılması suretiyle ortaklığın giderilmesi istenen ana gayrimenkulde, dosyaya getirtilen tapu kaydına göre 37 paydaş vardır. (Miras yoluyla gerçekleşen intikallerde mirasçılar bir bütün olarak tek paydaş gibi mütalaa edilmektedir.) Bilirkişi raporundaki belirlemeye göre ana gayrimenkulde iki blok halinde toplam 42 bağımsız bölüm bulunmaktadır. Davalılar, ortaklığın kat mülkiyeti rejimi tesis edilmek suretiyle giderilebileceğini savunmuşlardır. Paydaş ve bağımsız bölüm sayıları dikkate alındığında her bir paydaşa en az bir bağımsız bölüm tahsisi mümkündür.
Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin dosya içinde mevcut olan 1987/218 Esas-1990/182 Karar sayılı, 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/359 Esas-1992/824 Karar ve 1992/1009 Esas-1996/917 Karar sayılı kesinleşmiş ilamları ile ana gayrimenkulde bulunan birimlerin fiili kullanım durumları ve malikleri saptanmıştır. Bahsedilen bu ilamlarda belirtilmeyen birimlerin ise davalılardan B. İner ile ölü F. İner'in mirasçılarına ait olduğu ve onların kullanımlarında bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davacı N. Günay'ın tapuda paydaş olduğu halde fiilen kullandığı bir birim bulunmadığı bilirkişi raporunda saptanmış ise de, davalılar B. İner ile F. İner'in mirasçılarının davacıya, kendi kullanımlarında olan ve yukarıda bahsedilen ilamlara göre 13/600 arsa payına tekabül eden bir birimi vermeyi teklif ettiklerini ve ancak yargılamanın son oturumunda ortaya atılan bu teklifin duruşma tutanağına geçmediğini temyiz dilekçesinde ileri sürmeleri karşısında, davacıya da bir bağımsız bölüm tahsis edilebileceği ve bu suretle kat mülkiyeti kurulabileceği açıktır.
Mahkemece, her bir paydaşa ayrı bağımsız bölüm tahsis edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile, paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş olması bu itibarla doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı dosyaya ibraz edilmiş olan bilirkişi raporu kat mülkiyetine geçiş bakımından hükme yeterli nitelikte değildir. Kat Mülkiyetine geçilmesi yoluyla ortaklığın giderilmesi istenen taşınmazın Kat Mülkiyeti Kanununun 50. maddesinin 2. fıkrasında yazılı nitelikleri taşıyıp taşımadığının ve 1. maddenin 1. fıkrasında belirtildiği şekilde ana yapıda yer alan birimlerin ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olup olmadığının saptanması gerekir. Mülkiyet hakkının ve fiilen kullanılan bağımsız bölümlerin durumlarının saptanması niteliğinde olan Asliye Mahkemesi kararlarında yer alan bağımsız bölüm ifadesinin, Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde bağımsız bölüm olup olmadıkları araştırılmalı, bunların bulundukları kat numaraları mimari açıdan tespit edilmelidir.
Mahkemece, bir kısım davalılar tarafından davalıya teklif edilen yerin niteliği de dahil olmak üzere bilirkişi kurulundan açıklanan hususlarda ek rapor alınmalı, ana yapının ve bölümlerinin kat mülkiyeti kurulmasına müsait olduğu saptandığında davacıdan kendisine teklif edilen bağımsız bölümü kabul edip etmediği sorulmalı, kabul edilmediği takdirde davacının sahip olduğu 6/600 payının yukarıda adı geçen 1992/1009-1996/917 sayılı kesinleşmiş ilam ile 25 nolu bağımsız bölüme verilmiş ve davacının, o davanın davacısının sattığı kişiden bu payı satın almış olduğu dikkate alınarak 25 nolu bağımsız bölümde bilirkişi raporuna göre var olduğu anlaşılan mülkiyet ihtilafının çözümlenmesi için davacıya süre verilmelidir.
Bu suretle mülkiyet ve fiili kullanım durumları saptandıktan sonra Kat Mülkiyeti Kanununun 12. maddesinde kat mülkiyeti kurulması için istenilen belgeler de tamamlanmalı ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.04.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy