(743 S. K. m. 26) (1587 S. K. m. 16)
Dava dilekçesinde Emrah olan adının Delal olarak düzeltilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı cinsiyetinin kadın olmasına rağmen nüfusta isminin Emrah olarak kayıtlı bulunduğunu, bunun erkek ismi olup kendisini rahatsız ettiğini, aile arasında ve çevrede Delal ismi ile tanındığını, bunun Arapça kökenli olup, naz, işve manasına geldiğini belirterek isminin düzeltilmesini talep ve dava etmiştir.
Medeni Kanunun 26. maddesine göre, haklı nedenin varlığı halinde ismin değiştirilmesi mümkün olup, Yargıtay uygulamalarında da kişinin toplum içerisinde bilinip tanındığı ismi ile anılmayı istemesinin ve resmi işlemlerinde kullanıldığı isme sahip olmasının haklı neden teşkil edeceği kabul edilmiştir. Böyle bir durumun istisnası, 1587 sayılı Nüfus Kanununun 16. maddesinin 4. fıkrası hükmünde yer almış olup, çocuğa anne ve babası tarafından verilemeyecek bir ismin, hakim kararı ile verilmesi sonucunu doğuracak olan hallerde yukarıda bahsedilen haklı neden kanıtlansa bile ismini değiştirmesi mümkün değildir.
Mahkemece, Delal sözcüğünün Türkçe değil Arapça kökenli olup bu sebeple milli kültürümüze aykırı bulunduğu, istenilen ismin yaygın olarak kullanılmadığı gerekçeleri ile dava reddedilmiş ise de; eşanlamlı isimlerin ve yabancı kökenli kelimelerin mutad olarak kullanıldıkları gözetilirse böyle bir ismin 1587 sayılı kanunun 16. maddesinde belirtilen, milli kültürümüze ahlak kurallarına, örf ve adetlerimize aykırı olduğuna ya da kamuoyunu incitici nitelikte bulunduğuna ilişkin tesbit yerinde değildir. Bu itibarla davacının göstereceği deliller toplanıp değerlendirilerek hasıl olacak sonuç doğrultusunda karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.06.1999 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı vekilleri müvekkillerinin isminin nüfusta Emrah olduğunu, cinsiyetinin de erkek olduğundan bahisle Emrah isminin Delal olarak, cinsiyetin de kadın olarak düzeltilmesi istemi ile Bursa 5.Asliye Hukuk Mahkemesine dava açmışlar. Yargılama sırasında isim düzeltilmesi yolundaki istemlerini atiye bıraktıklarını beyan ile cinsiyet tashihi yolunda verilen kararla iktifa etmişler, daha sonra aynı mahkemeye açtıkları isim değiştirilmesi davasında müvekkillerinin isminin önce Haite olduğunu ancak, nüfusa Emrah olarak kaydedildiğini bununla beraber aile içinde Delal olarak çağrıldığını ve müvekkilinin ailesi ile birlikte Fransa'da oturduğunu bildirmişlerdir. Ayrıca ilk dava dilekçesinde davacının 4 yaşından beri Fransa'da oturduğu vurgulanmıştır.
Davacı taraf iddiayı ispat sadedinde şahit dahi ikame edememiştir.
Pek çok isim toplumumuzda hem kadın hem de erkek ismi olarak kullanıla gelmektedir. Emrah da pekâlâ bunlardan birisi olabilir.
İsimler ne kadar çeşitli de olsa belli bir milletin, belli bir coğrafyanın sosyal ürünüdür. Türkiye'mizde Delal ismi bugüne kadar rastlanmamıştır. Ne anlama gelirse gelsin bu ismin milli kültürümüzün ürünü olmadığı aşikardır. Bu nedenle mahkemenin milli kültüre aykırılık saptaması doğrudur.
Davacının ismi dilekçeden anlaşıldığına göre önce Haite sonra Emrah iken şimdi de Delal olmasını istemektedir.
T.C. nüfus kayıtlarının şu veya bu şahsın bir an kapılacağı fantezi uğruna değiştirilmesi uygun değildir.
Bu nedenlerle davanın reddine ilişkin mahkeme kararının onanması görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy