(634 S. K. m. 1, 10, 12, 50) (743 S. K. m. 627) (1086 S. K. m. 275, 284)
Dava: Dava dilekçesinde ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece ortaklığın satış yoluyla giderilmesi cihetine gidilmiş, hüküm bir kısım davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 57 parsel sayılı taşınmazın ortakları arasında kat mülkiyeti kurulmak suretiyle paylaştırılması, mümkün olmadığı takdirde satış yoluyla ortaklığın giderilmesine ilişkindir. Mahallinde yapılan keşifte bilgilerine başvurulan bilirkişilerce düzenlenen rapora göre, bu taşınmaz üzerinde 1. ve 4.bodrum katlarda bulunan iki adet bağımsız bölümün kaba inşaat halinde, 28 bağımsız bölümlü projesiz ve ruhsatsız yapı bulunmaktadır. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 1. ve 50. maddelerinin ikinci fıkraları birlikte göz önünde tutulduğunda, tamamlanmış ve tümü kargir olan bir yapının (kat, daire, işyeri, dükkan gibi) başlı başına kullanılmaya elverişli bölümlerinde kat mülkiyeti kurulabilir. Anılan Yasanın 10. maddesinin sonuncu fıkrası hükmüne göre de taşınmazın niteliği, kat mülkiyeti kurulmasına uygun ise ve üzerindeki yapıda her bir paydaşa en az bir bağımsız bölüm düşüyorsa, paydaşlardan biri paylaşmanın kat mülkiyetine geçilmesi suretiyle yapılmasını istediğinde, hakim 12. maddede yazılı belgelere dayanılarak o taşınmazın kat mülkiyetine çevrilmesine ve paylar denkleştirilmek suretiyle bağımsız bölümlerin arsa payları da belirlenerek ortaklara ayrı ayrı tahsisine karar verecektir. Yukarıda açıklandığı üzere bilirkişilerce yapılan incelemeye göre dava konusu taşınmaz üzerindeki 28 bağımsız bölümden ikisi kaba inşaat halinde olup, yapı ruhsatsız ve projesizdir. Bu haliyle henüz tamamlanmamış olan bu yapıda kat mülkiyeti kurulamaz. Ancak, yapının imara uygun şekilde tamamlanması halinde, 12. maddede yazılı belgeler (her iki yapı için imar mevzuatına uygun onaylı mimari proje, vaziyet planı, yapı kullanma izni, onaylı fotoğraf, yönetim planı) tamamlattırıldığı takdirde taşınmazda kat mülkiyetine geçilmesi mümkün olacaktır. Paydaşların taşınmazın kat mülkiyetine geçilmesi yoluyla ortaklığın giderilmesi konusundaki arzuları ile bağımsız bölümleri harici paylaşım ve fiili kullanımları da dikkate alınarak, taşınmazda kat mülkiyeti kurulabilmesi açısından gerekli görülen hususların yerine getirilmesi ve saptanan eksikliklerin tamamlattırılması için taraflara uygun bir önel verilmesi ve hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yeterli inceleme yapılmadan satış yoluyla ortaklığın giderilmesine karar verilmiş olması doğru değildir. Müteahhit olmayan paydaşların binayı tamamlamaları halinde yaptıkları fazla ödemeleri talep hakları bulunduğu kuşkusuzdur.
Bilirkişilerce taşınmazın değerinin belirlenmesinde, her bir bağımsız bölümün yapıdaki konumu (katı ve cephesi), yüzölçümü, kullanma amacı (konut, işyeri vs.), eklentileri gibi hususların gereği gibi irdelenmediği, ayrıca paydaşlardan bir kısmının oturduğu anlaşılan bağımsız bölümlerde diğer bağımsız bölümlere nazaran değeri etkileyecek nitelikte önemli değişiklik ve yenilikler yapılıp yapılmadığı araştırılmamış olduğu halde, bilirkişi kurulundan bu hususlara açıklık getiren ek raporlar alınmasının düşünülmemesi, doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.06.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy