(1086 S. K. m. 167, 409)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Yargılamanın 30.9.1998 günlü oturumuna tarafların gelmemesi üzerine, işlemden kaldırılan dosyanın yenilenmesinden sonra, 28.1.1999 ve 10.8.1999 tarihlerinde olmak üzere dava, birden çok takipsiz bırakılmıştır. HUMK. nun 409. maddesinin 6. fıkrasına göre, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilemeden sonra birden fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde, 5. fıkra uyarınca mahkemece kendiliğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek, kaydın kapatılması gerekir. Yasanın bu hükümleri gözetilmeden dosyanın (üçüncü kez) işlemden kaldırılmasına karar verilmesi, üzerine, davacı vekili 10.8.1999 günlü duruşmaya rahatsızlığı nedeniyle katılamadığını bildirerek, eski hale getirme isteminde bulunmuş, mahkemece dilekçe ekindeki doktor raporuna dayanılarak dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin 10.8.1999 günlü karar iptal edilerek yargılamaya devam edilip, davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur.
HUMK. nun 167. maddesinin 1. fıkrası hükmüne göre, sakıt olan bir hakkın eski hale getirilmesine karar verilebilmesi için, belli mühlet içinde işlem yapmaya mecbur olan kimsenin veya vekilinin, arzu ve ihtiyarı dışında o işlemi yapmaktan aciz bulunduğu kanıtlanmış olmalıdır. Somut olayda, mahkemeye sunulan Antalya 9 Nolu Sağlık Ocağı Tabibliğinin 10.8.1999 gün ve 13129 protokol sayılı raporunda, davacı vekili Nazmi ... yapılan muayenesinde üsye tanısı ile üç gün istirahatinin uygun olduğu yazılıdır. Hastalık özürüne dayanarak duruşmaya gelmeyen davacı vekilinin eski hale getirme isteminin kabulü için, salt doktor raporunun varlığı yeterli olmayıp, anılan yasa hükmü uyarınca, raporda belirtilen hastalığın, kişiyi yapması gereken işlemlerden alıkoyacak derecede acze düşürmüş olması gerekir. Mahkeme, eski hale getirme istemi konusunda bir karar vermeden önce, bu hususu araştırmalıdır. O halde, sözü edilen rahatsızlığın, davacı vekilinin aynı kentteki müvekkiline haber verip duruşmada onun hazır bulunmasını veya başka bir vekil ile kendisini duruşmada temsil ettirmesini ya da mahkemeye bir mazeret dilekçesi göndermesini engelleyecek nitelikte ağır bir hastalık olup olmadığı, istemesine karşın bu ve benzeri işlemleri yapma konusunda onu acze düşürüp düşürmeyeceği hususları yöntemince araştırılıp saptanmadan eski hale getirme kararı verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmak- sızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.12.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy