(2942 S. K. m. 11)
Dava ve Karar: 1-) Belediye Başkanlığının 28.1.2000 ve 4.5.2000 tarihli yazılarında kamulaştırılan taşınmazın imar planı dışında, belediye mücavir alanı içinde olduğuna dair yazıları ile yetinilmek suretiyle taşınmaz arsa niteliğinde kabul edilerek ona göre değerlendirme yapan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulmuş ise de, bu araştırma yeterli değildir.
İmar planı dışında, mücavir saha içinde, meskun olmayan sahada, ( tarım alanında ) yerleşim merkezine 2-3 km. mesafede olduğu anlaşılan taşınmazın arsa vasfını kazanması ancak çevresi meskun olduğu için belediye tarafından sağlanan yol-su elektrik, aydınlatma kanalizasyon-çöp toplama ve ulaşım vb. hizmetlerin bulunması ile mümkündür.
Bu durumda Belediye Başkanlığından, dava konusu taşınmazın hangi belediye hizmetlerinden ve ne şekilde yararlandığı yeniden ve açıkça sorulup alınacak cevaba göre taşınmazın arsa vasfında olup olmadığının saptanması, arsa vasfında olmadığının belirlenmesi durumunda ise dava konusu yerin tarım arazisi olarak kıymet takdirinin yapılması gerektiğinin dikkate alınmaması,
2-) Kabule göre ise;
Bilirkişi kurullarının somut emsal olarak dava konusu taşınmazla karşılaştırdıkları parsel, şehrin ticari faaliyetinin yoğun olduğu bölgesinde yer alan ve 33.52 m2'lik kargir bir dükkan olan taşınmaz iken dava konusu taşınmaz merkezden uzakta bir bölgededir. Somut emsalin bulunduğu yer ve cinsi dikkate alındığında, satış işleminin zeminden çok üzerinde yer alan ticari işletmeye yönelik olduğu sonucuna ulaşılır. Emsal taşınmaz üzerindeki yapının, değeri hesaplanıp satış bedelinden düşülerek zemine isabet eden bedel bulunmaya çalışılmış ise de, bu hesaplamada ticari işletmenin değerinin yer almadığı ve esasen böyle bir hesaplamanın objektif olarak yapılamayacağı kuşkusuz olduğundan, bu tür bir emsalin gerçek zemin değerine de ulaşılamayacaktır. Bu sebeple bilirkişi kurullarının emsal seçimini isabetli yaptıklarından söz edilemez. Emsalin özel amaçlı olmayan, özel nitelikleri bulunmayan taşınmaz satışlarından seçilmesi gerekir.
Bu hususlar dikkate alınmadan düzenlenen bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 4.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy