(634 S. K. m. 16, 18, 19, 20) (818 S. K. m. 410, 413) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Dava dilekçesinde çatı onarım giderini ödemeyen davalı hakkında yapılan icra takibine karşı ileri sürülen itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davacının taraf ehliyeti olmadığından davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosya münderecatından davacının, malik olmamakla birlikte davaya konu binada mülkiyeti eşine ait 3 numaralı bağımsız bölümde daimi suretle oturduğu ve davaya konu çatı onarımının ve onarımın gerektirdiği harcamanın davacı tarafından yapıldığı sabit olup, bu konuda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacının oturduğu bağımsız bölüm, binanın üst katında olduğundan, çatıda meydana gelecek herhangi bir arızadan öncelikle davacının etkileneceği kuşkusuzdur. Çatının onarımı davacının taşınmazı kullanım hakkını doğrudan ilgilendiren bir olgu olmakla, gerekli onarımın yapılmasını diğer kat maliklerinden istemesi ve bunun yerine getirilmemesi halinde de bireysel olarak müdahale etmesi ve gerektiğinde onarım bedelini de talep ve dava etmesi mümkündür.
Yargıtay uygulamalarında, kat mülkiyetli veya kat irtifaklı gayrimenkulün bağımsız bölümlerinden herhangi birinden oturma ( sükna ) hakkına, kira aktine veya başka bir sebebe dayanarak devamlı bir şekilde faydalananların da bu kullanım hakkını doğrudan ilgilendiren ve zorunluluk gösteren durumlarda müdahale ve buna bağlı dava hakkının varlığı kabul edilmektedir.
Somut olayda, davacının yönetici bulunmayan binanın çatısındaki arızayı onarmak sureti ile yağmur sularının bağımsız bölümüne sızmasını önlemesi, bu işin yapılmasının zorunlu olduğunun bilirkişi tarafından da saptanması halinde yerinde ve haklı bir müdahale olduğunun ve dolayısı ile binanın ortak yeri olan çatıdaki onarım işi nedeniyle yapılan makul düzeydeki giderleri diğer kat maliklerinden isteyebileceğinin kabulü gerekir. Öte yandan, diğer kat maliklerinin rızası olmadan onların yararına olarak yapılan onarımın gerektirdiği giderlerin Borçlar Kanununun vekaletsiz işgörme hükümlerine göre istemesi de mümkün bulunmaktadır.
Hal böyle iken, davanın esası hakkında incelemenin tamamlanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davacının aktif ehliyetinin yokluğu sebebiyle davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy