(3194 S. K. Geç. m. 7) (634 S. K. m. 44)
Dava: Dava dilekçesinde tam kata çevrilen çekme katın ve ilave bağımsız bölümlerin eski hale getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, Boğaziçi Kanunu kapsamındaki bölgede kat mülkiyetine tabi bir binanın çatı katında ayrı ayrı bağımsız bölümlere malik davalıların bağımsız bölümlerinin tam kata iblağ edildiği ve yeni bağımsız bölümler ilave edildiği gerekçesiyle ortak yerlere vaki müdahalenin menine ve yapılan inşaatın yıkılarak eski hale getirilmesine ilişkindir.
Mahkemece, bilirkişilerin yapılan inşaatın 3194 Sayılı İmar Kanunun geçici 7.maddesi kapsamında olduğuna dair beyanlarına dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davaya konu edilen taşınmazın söz konusu kanunun uygulama alanında bulunup bulunmadığı Boğaziçi İmar Müdürlüğünden sorulup tespit edilmeden, 8.11.1999 tarihli Beşiktaş 2.Bölge Tapu Sicil Müdürlüğü yazısında bahsedilen tescil ve ifraz işlemlerinin dayanağı belgeler getirtilip incelenmeden dava konusu uyuşmazlığa uygulanacak olan kanunun saptanmış olması usul ve yasaya aykırıdır.
3194 Sayılı İmar Kanununun 1.maddesinde açıkça ifade edildiği üzere yerleşme yarleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak amacı ile düzenlenmiş, başka bir deyişle aksine açıkça hüküm bulunan haller hariç, bütün hükümleri imar amaçlı olan bir yasadır.
Bu bakımdan davada, davalıların savunmasının ve mahkemece kurulan hükme dayanak alınan 3194 sayılı kanunun geçici 7.maddesinde yer alan Boğaziçi alanında mevcut çekme katlar aynı gabari içinde kalmak şartı ile tam kata iblağ edilir. Ancak teras kullanma hakkı daha önce tapuya tescil edilmemiş olan çatı katı malikleri, emlak vergisi için beyan edilen daire bedelinin daire m2sine bölünerek bulunan bir metre kare değerinin kazanılan alan ile çarpımı sonucu bulunan değeri hisse nispetlerine göre diğer kat maliklerine öder. Kendileri bulunmadıkları takdirde bu bedel isimlerine milli bir bankaya yatırılır. Hükmünün bu çerçevede değerlendirilip yorumlanması gerekir. Buna göre söz konusu geçici 7.maddenin ilk cümlesindeki amacın, bu hükmün yürürlüğe girdiği tarihten önceki imar mevzuatının Boğaziçinde getirdiği kat sınırlanmasının bertaraf edilmesi suretiyle mevcut çekme katların tam kata iblağ edilmesine imar açısından imkan tanınmasından ibaret olduğu düşünülmelidir. Bu hüküm, çekme katın tam kata iblağ edildiği inşaat için usulüne uygun onaylı proje yapılması ve inşaat izni alınması zorunluluğu bakımından ilgili imar mevzuat hükümlerinin uygulanmasını bertaraf etmediği gibi kat mülkiyetine geçilmiş bir durumda da binalarda Kat Mülkiyeti Kanununun, (kat malikleri kurulunun oy birliğiyle karar verilmesini şart kılan) 44. madde hükmünü de dışlamamaktadır. Söz konusu geçici 7.maddede yer alan ve terası kullanma hakkı bulunmayan çatı katı maliklerini, terastan kazandıkları alan karşılığında diğer kat maliklerine hisseleri nispetinde ödeyecekleri değerin belirlenmesinde Kat Mülkiyeti Kanununun 44.maddesinden farklı bir esas getirilmiş olması da, aksine bir düşünce ve yorumu haklı kılamaz.
Böylece, davacıların ileri sürdüğü gibi bu maddenin, tüm özel kanunlarda 3194 sayılı İmar Kanununun ve dolayısı ile geçici 7.maddesinin uygulanmasını yasaklaması söz konusu değildir. Bu nedenle, İmar Kanununun geçici 7.maddesinin 2.cümlesi hükmü de, özel kanun olan Kat Mülkiyeti Kanununun 44.maddesinin kapsamına giren konuda getirdiği farklı hüküm yönünden uygulanacak, Ancak; bu maddede yer alan diğer hususların, özellikle kat maliklerinin oybirliği ile karar vermeleri şartını bertaraf etmeyecektir.
Bu durumda, yukarıda ayrıntılı bir şekilde açıklandığı üzere İmar Kanununun geçici 7. maddesi mutlak anlamda ve bütün özel kanun hükümlerini bertaraf eden bir hüküm niteliğinde değildir. Maddenin ilk kısmı kat mülkiyetine tabi olup olmadığına bakılmaksızın Boğaziçi Kanunu uygulama alanı içinde mevcut yapılardaki tüm çekme katlar hakkında uygulanabilecektir. Ancak bu madde kat mülkiyetine geçmiş ve birden çok maliki bulunan yapılarda uygularken Kat Mülkiyeti Kanununun 44.maddesinde yer alan Kat malikleri kurulunun oybirliğiyle karar verme şartı aranacaktır.
Bu konuda göz önünde bulundurulması gereken bir husus da davalıların yaptığı iddia olunan inşaatın, İmar Kanununun geçici maddesindeki hükme konu olan çekme katın tam kata iblağı niteliğinde olup olmadığıdır. Davacıların bu konudaki iddialarına (çekme katın tama iblağından başka ilave bağımsız bölümlerin de inşa edildiği) rağmen mahkemece bu husus da yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Yapılacak incelemede dava konusu tadilat ve inşaatın anılan madde kapsamındaki tam kata iblağı niteliğinde olmadığı belirlendiği takdirde, yukarıda ayrıntıları ile ortaya konulan tartışmalara gerek kalmadan, davalıların Kat Mülkiyeti Kanununun 19.maddesinin 2.fıkrası kapsamında bir ihlalleri söz konusu olacaktır. Bu takdirde ana taşınmazın mimari projesi de incelenip buna aykırı oldukları saptanabilecek taşınmazların eski hale getirilmesi hususunda karar vermek söz konusu olacaktır.
Yukarıda açıklanan yasa hükümlerinde yanlış yoruma gidilerek, yeterli araştırma ve inceleme de yapılmadan davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.02.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy