(743 S. K. m. 48, 79)
Dava: Dava dilekçesinde vakıf yöneticilerinin görevden uzaklaştırılmaları istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, vakıf yöneticilerinin görevden uzaklaştırılmaları istemine ilişkindir. Davacı vekil dava dilekçesinde, davalı Türkiye Diyanet Vakfı yöneticilerinin aldıkları kararlarla vakfın yayınları arasında yayınlattıkları "Müslümanın El Kitabı", "Batılı Bilginin Eleştirisi" ve "Türkiye'de İslamın Yeniden İnkişafı2 adlı kitapların Anayasanın başlangıç maddesinde öngörülen ilkelere, yürürlükteki mevcuata (Medeni Kanunun aile ve miras hukuku hükümlerine) ve vakıf senedinde yazılı amacına aykırı olduğunu, bu üç eserde ve özellikle "Müslümanın El Kitabı"nda yer alan görüş ve düşüncelerin toplumda infialde ve kamuoyunda tepkilere yol açtığını ileri sürerek, Türk medeni Kanununa Göre Kurulan Vakıflar Hakkındaki tüzüğün 23. maddesi hükmünce vakıf senedinde yazılı şartlarla, yürürlükteki kanun ve nizamlara uymak ve basiretli bir idareci gibi hareket etmek zorunda olan davalı vakıf yöneticilerinin belirtilen eylemlerinden dolayı görevden uzaklaştırılmalarına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili ise, söz konusu kitapların basımından önce vakıf yöneticilerince oluşturlan yayın denetleme kurulu aracılığıyla incelenerek gerekli değişiklik ve düzeltmelerin yapıldığını, her üç eserin vakfın gayesine, İslam dinin esaslarına ve yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırılık oluşturan bir yönünün bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu edilen her üç kitapta Anayasaya ve yürürlükteki yasalara aykırı görüş ve düşüncelerin yer aldığı, konu ve içerik bakımından vakfın gayesine uygun olmadığı, özellikle "Müslümanın El Kitabı" adlı eserin Anayasanın başlangıç maddesinde ifadesini bulan "hiçbir düşünce ve mülahazanın Türk Milli menfaatlerinin, Türk varlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerinin, Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılapları ve medeniyetçiliğinin karşısında koruma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı" ilkesine, ayrıca Medeni Kanunun aile ve miras hukukuyla ilgili hükümlerine aykırılık oluşturduğu, tüm bu yönleriyle toplumsal infial ve komuoyunda tepkiler yaratan bu kitapları yayınlamakla vakıf yöneticilerinin basiretli bir idareci gibi hareket etmek yükümlülüğünü yerine getirmekdikleri gerekçesiyle görevden azillerine karar verilmiştir.
Vakıf yöneticilerinin işten uzaklaştırılabilmeleri için Medeni Kanunun değişik 79. ve bu yasaya göre kurulan vakıflarla ilgili tüzüğün 23. maddelerindeki kurallara aykırı eylem ve işlemde bulunduklarının yöntemince saptanması gerekir.
Mahkemece, toplumda infial ve kamuoyunda tepkiler uyandırdığı ileri sürülen dava konusu kitaplar getirilip, tarafların sav ve savunları da gözetilerek bu eserlerde yer alan görüş ve düşüncelerin yürürlükteki yasalara, özellikle Anayasanın başlangıç maddesinde anlamını bulan "Türk milli menfaatlerine, Türk varlığının Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasına, Türklüğün tarihi ve manevi değerlerine, Atatürk milliyetçiliği ile ilke ve inkılaplarına" ne gibi aykırılık oluşturduğu, laiklik ilkesinin gereği kutsal din duygularının Devlet işlerine ve politikaya ne şekilde karıştırıldığı, bu eserlerin vakıf yayınları arasında yayınlanmasının vakfın gayesine uygun düşüp düşmediği, bu konuda vakıf yöneticilerinin ilgili Tüzüğün 23. maddesinde öngörülen basiretli bir idareci gibi davranmak kuralına uymakta kendilerinden beklenen dikkat ve özeni gösterip göstermedikleri etraflıca araştırılıp, uzman bilirkişi ya da bilirkişiler kurulu aracılığıyla gerekli incelemeninyapılmazsı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, salt sözü edilen kitaplardan bazı alıntılar ile birkaç gazetede çıkan yazılara ve özellikle müfettiş raporuna dayanılarak eksik araştırma ve yetersiz inceleme ile yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, Medeni Kanunun 48. maddesi hükmüne göre yönetim organlarının hukuki tasarrufları veya diğer herhangi bir eylem ve işlemleri tüzel kişiyi ilzam edeceğinden, vakıf yöneticilerinin (mütevelli heyetinin) görevden uzaklaştırılması istemiyle açılmış bulunan bu davanın vakıf tüzel kişiliğine karşı da yönetilmesi gerektiği cihetle, davalıların yanında Türkiye Diyanet Vakfı tüzel kişiliğinin de yöntemince davaya dahil edilmesinin düşünülmemiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları, bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULAMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 2.7.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy