(2942 S. K. m. 11)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438.maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca duruşmalı olarak yapılması tensip edilmiş olmakla ve davalı tarafından yapılan temyiz isteminin de süresinde olduğu anlaşıldığından taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı Vek. Av. Yeşim Kulaksız geldi. Aleyhine temyiz olunan davacı adına gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Hükme esas alınan 2.bilirkişi kurulu raporunda zeytin ağaçları için ayrıca bir değer verilmemiş olması ve temyiz edenin sıfatı nedeniyle zeytinlerin bulunduğu alanın kapama zeytinlik olarak değerlendirilmemesi bozma sebebi sayılmamıştır.
Ancak;
1) Dava konusu taşınmazların Kamulaştırma Kanununun 11.maddesinin üçüncü fıkrasının özellikle (f) bendi uyarınca hesaplanan değeri, (i) bendi çerçevesinde nitelendirilen bazı unsurlar esas alınıp 3.bilirkişi kurulu raporunda %100, 1. ve 2. bilirkişi raporunda %50 oranında artırılmıştır.
Taşınmazların tarım arazisi niteliğinde kabulü doğru olup, yasa gereği bu taşınmazlara kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net geliri esas tutularak değerlendirilir. Aynı maddedeki (i) bendine göre de, bedelin tesbitinde etkisi olacak diğer objektif ölçüler de dikkate alınır. Doğaldır ki bu objektif ölçülerin neler oldukları taşınmazın niteliği dikkate alınarak ve değerlendirme esasları göz önünde bulundurulmak suretiyle belirlenir. Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre tarım arazisinde değer, taşınmazın yıllık tarımsal gelirinin kapitalizasyon faizine oranlanması suretiyle bulunmaktadır. Kapitalizasyon faizi ise %3-%15 arasında değişmekte olup,bu aynı zamanda arazinin rantı ile satış değeri arasındaki oranı belirlediğinden, uygulanacak faiz oranı saptanırken arazinin verimine etkili olan (sulu, taban arazisi, toprağın terkibi, ekilebilecek ürünler) faktörler yanında, satış değerine etkili olabilecek faktörler de (önemli yerleşim birimlerine yakınlığı, tarımsal amaçlı alt yapı olanakları vs.) dikkate alınır. Maddenin, sözü edilen (i) bendi bu hususlar dışında olup, arazinin değerine etkili olabilecek objektif ölçülere ilişkindir. Bunlar da, Yargıtayın yerleşmiş uygulamalarına göre, tarımsal faaliyet ve gerekleri ile ilgili niteliklerdir. Ürünün pazarlama olanaklarını arttırıp kolaylaştıran, büyükşehirlere ve ana yollara yakınlık gibi unsurlarla, maliyeti düşüren, üretimi kolaylaştıran nitelikler bu faktörler arasındadır.
Somut olayda dava konusu taşınmazın değerinin hesaplanmasında kapital faizi %5 olarak alınırken arazinin verimine etkili olan faktörlerin yanı sıra satış değerini etkileyen önemli yerleşim birimlerine yakınlığı da dikkate alınmış olduğu cihetle bu faktör tekrar objektif artış nedeni olarak uygulanamaz. Şu kadar ki, Yaylıca Beldesi mücavir alan sınırları içerisinde kalan taşınmazın bu beldeden ayrı olarak Antakya İl Merkezi ile Samandağı ilçesine de aynı şekilde (19 km) yakın bulunuşu, genelde yerleşim yerlerine yakınlığı dikkate alınarak, kapital faizinin %5 olarak uygulandığı benzer yerlere kıyasla taşınmazlardan elde edilebilecek ürünlerin pazarlanmasında cüz'i de olsa biraz daha fazla kolaylık sağlayabileceği nazara alındığında taşınmazın değerinde azami %15 oranında bir artışla yetinilmesi gerekirken, %50 oranında objektif artış uygulanmış olması,
2) Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tarım arazisi değerinin tespitinde münavebeye alınan domatesin alım ve satış işlemlerinin yapıldığı Hal Müdürlüğünce belirlenen ortalama satış fiyatının daha gerçekçi olduğu düşünülmeden yüksek fiyat bildiren Tarım İlçe Müdürlüğü verilerinin esas alınmış olması,
3) Bilirkişi kurulları raporlarında, meyve veren ağaç bedelleri kaim değer esasına göre hesaplanmamış, ağacın verimli olabileceği kalan sürede elde edilecek verim ve yapılacak masraf hesaba katılarak, bir ağaç bedeli hesaplanıp buna göre sonuca varılmıştır.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, topraktan ayrı olarak değerlendirme söz konusu olduğunda ağaç bedeli kaim değer esas alınarak yapılır. Bu yöntemde önce değişik cinste mevcut ağaçların, karışık kapama meyve bahçesi olarak ne miktar alanı kapsayacağı saptanıp bu alan kapama bahçe olarak değerlendirilir, aynı yer daha sonra çevrede ekilmesi mutat ürünler münavebesine göre tarla ziraati yapılarak yeniden değerlendirilip tarla ziraatinde bulunan değer, karışık kapama bahçe olarak bulunan değerden çıkarılarak bulunan miktar, kapama hesabına dahil edilen ağaçların toplam değerini oluşturur. Ayrıca varsa fidanların ve meyve ağacı olmayan ağaçların odun değerinin eklenmesi suretiyle ağaçların toplam bedeli bulunmuş olur.
Taşınmazlar üzerindeki ağaçların bedellerinin hesaplanmasında bu yöntemin uygulanmamış olması,
4) Defne ağacının, yağ ve diğer mamul ürünlerin elde edilmesine yarayan ham maddesinin (tohumun) mamul hale gelmeden önceki birim fiyatının ve ağaç başına verimi ile üretim giderinin ne kadar olduğunun ve normalde bir dekarda, gelişmiş kaç defne ağacı bulunabileceğinin tespiti yapılarak, yukarıdaki bentte meyve ağaçları yönünden açıklandığı şekilde defne ağaçlarının bedelinin tespitinde de kaim değer yönteminin uygulanması gerekirken, bu ağaçlardan elde edilen tohumun fiyatı yerine üzerinde bir takım işlem ve masraf yapılarak mamul hale gelmiş yağ fiyatı esas alınarak ve değişik bir yöntemle defne ağaçlarının değerinin belirlenmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş, yukarıda belirtilen şekilde eksik belgelerin getirtilerek bilirkişilerden bozma doğrultusunda ek raporlar alınması, raporların bozmaya uygunluğunun denetlenmesi ve hasıl olacak sonuca göre karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 65.000.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.07.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy