(634 S. K. m. 19, 33) (1086 S. K. m. 284, 388)
Dava: Dava dilekçesinde ortak yere elatmanın tecavüzün önlenmesi ve projeye aykırı değişikliklerin eski hale getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı Selin Ruso vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, 8 nolu bağımsız bölüm (7.kat) ve eklentisi çatı katında projeye aykırı olarak yapılan değişikliğin eski hale getirilmesi ve ortak yere el atmanın önlenmesi istemine ilişkin olup, Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu edilen ortak yere elatmanın önlenmesi ve projeye aykırılıkların eski hale getirilmesi için Kat Mülkiyeti Yasasının 33. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davalıya 30 günlük süre verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak;
İlk (1.9.1999 günlü) bozma ilamında, Şişli 2.Sulh Hukuk Mahkemesinde aynı konuda açılıp kabul kararı verilerek kesinleştiği ileri sürülen 1988/335 esas Sayılı dava dosyasının getirtilerek kroki ve proje uygulanmak suretiyle 7. kat 8 No.lu bağımsız bölüm ile çekme katta-kesinleşen karar kapsamı dışında-yeni tecavüzler sonucu projeye aykırılıklar varsa tespit edilmesi, kiremitli çatının teras haline getirtildiği iddiası da dikkate alınarak oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece, anılan dava dosyasının getirtilmesiyle yetinilmiş, bozma sonrası anataşınmazın yerinde yapılan keşifte ve bilirkişiden alınan raporda bozma ilamında öngörülen hususlara yer verilmemiş bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
Şişli 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1988/335 esas sayılı dava dosyasında bu davaya da konu olan 7.kat 8 No.lu bağımsız bölüm ile çekme katta yapılan projeye aykırı değişikliklerin eski hale getirilmesine karar verilip bu karar kesinleştiğine göre, yukarıda değinilen bozma ilamı uyarınca her iki dava dosyası içindeki bilirkişi raporları, krokiler ile diğer belgeler de incelenip değerlendirilmek suretiyle kesinleşen (1988/335 Esas sayılı) mahkeme kararının kapsamı dışında kalan ve incelenmekte olan bu davaya konu edilen projeye aykırı değişikliklerin saptanması için bilirkişiden ek rapor alınması, gerektiğinde mahallinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hükmüne uyulan bozma ilamı gözardı edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Öte yandan, HUMK. nun 388. maddesinin son fıkrası uyarınca mahkeme kararın hüküm sonucu kısmında, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde gösterilmesi gereklidir.
Mahkemece bilirkişi raporu esas alınarak projeye aykırı tadilatların ve ortak yere vaki elatmanın önlenmesine ve eski hale getirilmesine karar verilirken, anılan madde hükmünde öngörüldüğü üzere hüküm sonucu bölümünde davalının yerine getirmesi gereken işlerin şüphe ve tereddüde yol açmayacak, infazda zorluk yaratmayacak biçimde birer birer açıkça gösterilmemiş olması da usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy