(1086 S. K. m. 284)
Dava: Dava dilekçesinde 1.200.000.000 TL. alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davaya konu teşkil eden anagayrimenkulün yöneticisi olan davacı dilekçesinde, kat malikleri kurulunca hesap ve işlemleri ibra edilmeyen eski yönetici davalının döneminde ödenmesi gereken sigorta prim borçları ile bunun zamanında ödenmemesi nedeniyle kurumunca tahakkuk ettirilen gecikme cezası ve sair yönetim giderlerini ödemeyip toplam 1.200.000.000 TL.yı zimmetine geçirdiği ileri sürülerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
Bilirkişi raporunda, davalının döneminde tahakkuk ettiği halde ödenmeyip davacı yönetici tarafından S.S.K.na ve diğer alacaklılara ödenen prim ve sair borçlar tutarının 756.913.931 TL. olduğu belirtilmiş, mahkemece de bu miktarın davalıdan alınarak davacı yöneticiye ödenmesine karar verilmiştir.
Yönetici, yönetim giderleri karşılığı olarak bağımsız bölüm maliklerinden tahsil ettiği gelirleri işletme projesi ve kat malikleri kurulu kararı uyarınca tahakkuk edecek borçları zamanında hak sahiplerine ödemekle yükümlü olup, bunun gecikmesinden doğan zararlardan kusursuz olduğunu kanıtlamadığı takdirde kişisel olarak sorumludur.
Olayımızda bilirkişi tarafından sadece, davalı yöneticinin döneminde ödenmesi gereken borç miktarı tespit edilmiş, bu borcu karşılayacak gelirin ödeme zamanları itibariyle, borcun asıl sorumlusu kat maliklerinden tahsil edilip yönetimin kasasında bulunup bulunmadığı saptanmamıştır. Yapılacak incelemede kat maliklerinin borçlarını zamanında ödemediklerinden dolayı davalı tarafından sigorta kurumuna veya diğer hak sahiplerine ödeme yapılamadığının anlaşılması halinde davalı bu borçlardan sorumlu tutulamaz ve bu miktar paranın zimmetinde olduğu söylenemez. Bu husus araştırılmadan eksik inceleme ürünü bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde davalı yöneticinin dönemindeki bütün defter ve kayıtların gelir ve gider durumları ayrıntılı bir şekilde incelenmek üzere bilirkişiden ek rapor alınıp raporun bozma gereklerine uygunluğu da denetlenip hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy