(2942 S. K. m. 11) (2709 S. K. m. 46)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, alınan raporlar ve yapılan inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
1- Birinci bilirkişi kurulunun emsal olarak aldığı satış 34 m2 yüzölçümlü bir kagir dükkanın 1/2 payına ilişkindir. Bu tür işyeri satışlarında arsanın konumu ve üzerindeki işyerinin yapısal özelliklerinden çok, ticarethanenin faaliyet alanı, ticari itibarı, ismi, tanınmış olması gibi unsurlar değere etken olup satış değeri zeminden çok kazanç getiren ticari işletmeye yönelik olarak belirlenir. Her ne kadar zemin üzerindeki yapının değeri hesaplanıp satış bedelinden düşülmüş ise de bu şekilde yapılan hesaplamada dükkanın ticari değeri yer almamış olup gerçekte bu değerin objektif ve sağlıklı bir biçimde tespitinin mümkün olmayacağı da açıktır. Öte yandan bu taşınmazın emsal alınan 1/2 pay satışı Haziran 1991 tarihinde 70.000.000 TL. bedelle yapılmış iken diğer 1/2 payının Aralık 1992 tarihinde 5.000.000 TL. bedel ile satış görmüş olması da dikkat çekici olup, emsal alınan satış işleminin özel bir amaçla (Şufa hakkını bertaraf etmek vb.) yapılmış olabileceği şüphesini doğurmaktadır. Nitelik ve bedel olarak uygun bir emsal olmayan bu taşınmazın somut emsal olarak seçilmiş olması doğru görülmemiştir.
Kabul şekline göre de,
2- Anayasanın 46.maddesi, kamulaştırma bedelinin saptanmasında vergi beyanlarının ve resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerinin diğer objektif ölçüler yanında dikkate alınacağı kuralını koymuş, 2942 Sayılı Yasanın 11.maddesinin (d) bendi de vergi beyanını kıymet takdirinde gözönünde tutulması gereken esaslar arasında saymıştır. Bu tür nesnel öğeler sayesinde bilirkişilerin öznel değerlendirmelerini denetleme olanağı elde edilmiş olur. Vergi beyanları ve resmi makamlarca yapılan kıymet takdirleri, genellikle taşınmazın gerçek değerini tam olarak yansıtmamakta, gerçek değerinden daha düşük değerler belirlenmektedir. Ancak bu husus, dava konusu taşınmaz için olduğu kadar emsal için de geçerlidir ve emsal karşılaştırması yapılırken dikkate alınması yasa gereğidir. Bu nedenle dava konusu taşınmazın ve emsal alınan taşınmazın değerlendirme tarihindeki beyan edilen vergi beyanları ile bu taşınmazların bağlı bulundukları cadde veya sokak için belediyelerce emlak vergisine esas olmak üzere belirlenen m2 fiyatları ilgili belediyeden getirtilerek bu değerlere göre verilen m2 fiyatının mukayese edilmesi gerekir.
Emsalin ve dava konusu taşınmazın emlak vergisine esas değerlerinin birbirine oranı ile bilirkişi raporlarında emsal karşılaştırması sonucu değerlendirmeye esas alınan oran birbirinden fahiş ölçüde farklı ise mahkemece bu farklılık ve çelişki bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak mutlaka giderilmelidir.
Bu hususlar dikkate alınarak gerekli araştırma yapılıp bilirkişi kurulu raporlarının denetlenmemiş olması,
3- Kamulaştırılan taşınmazın tapu kaydında mevcut olan ipotek şerhinin artırılan bedele yansıtılmamış olması da usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.11.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy