(1086 S. K. m. 163) (2942 S. K. m. 8, 10)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Kanununun 4650 Sayılı Kanunla değişik hükümlerine dayalı olarak, kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı vekili geldi. Aleyhine temyiz olunan davalı adına gelen olmadı. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı idare vekili dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazın kamulaştırıldığını, 2942 sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 8.maddesi hükmü gereğince pazarlıkla satın alma yolu denenmiş ise de anlaşma sağlanamadığını bu nedenle aynı yasanın değişik 10.maddesi hükmü uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti ile taşınmazın tapu kaydının idare adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yasa hükümleri doğrultusunda bir takım işlemler yapıldıktan sonra taraf teşkilinin sağlanması bakımından 9.5.2002 tarihli ara kararında paydaşlardan Ayşe ve Ümmügülsüm 'ün mirasçılarını gösterir mirasçılık belgelerinin sunulması için tanınan 15 günlük kesin sürede davacı vekilinin ara kararı gereğini yerine getirmediğinden ve bu nedenle taraf teşkili tamamlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiştir.
HUMY'nın 163.maddesi hükmü gereğince hakimin yargılama sırasında yapılması gereken işler için taraflara kesin süre vermesi mümkün ise de buna ilişkin ara kararında, yapılması gereken işlerin neler olduğunun bir bir açıkça belirtilmesi, tanınan sürenin yeterli ve elverişli olması, süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçların açıklanması ve tarafların uyarılması ve ayrıca önel verilen tarafların yapması gereken hususların onların bizzat yerine getirebileceği bir iş veya işlem olması gerekir.
Somut olayda davacı tarafa 9.5.2002 tarihli oturumda mirasçılık belgelerinin sağlanıp sunulması için kesin süre verilmiş ise de bu süre içerisinde gereğinin yerine getirilmemesinin doğuracağı sonuçlar açıklanmadığından verilen kesin mehil geçerli değildir. Geçerli sayılsa dahi davacının mirasçılık belgesini elde etmesi kendi ihtiyarında olmayıp başvurduğu mahkemenin takdirinde bir husus olduğundan ancak verilen süre içerisinde ilgili mahkemede dava açıp açmadığı dikkate alınmalıdır. Davacı yargılama sırasında verilen süre içerisinde paydaşlardan Ayşe 'ye ait mirasçılık belgesini mahkemeye sunduğu gibi temyiz dilekçesine ekli belgeye göre süresinde dava açmak suretiyle paydaş Ümmügülsüm 'e ait mirasçılık belgesini de almıştır. Mahkemece mirasçılık belgesi almak için açılan davanın neticesi beklenip, buna göre taraf teşkili sağlandıktan sonra da tahkikatın tamamlanarak esas hakkında hüküm kurulması gerekirken verilen kesin sürede ara kararı gereği yerine getirilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
Kabule göre de, sağ ve davada taraf oldukları sabit bulunan paydaşlar yönünden esas hakkında hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 250.000.000 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy