(634 S. K. m. 1)
Dava dilekçesinde sığınağa yapılan müdahalenin meni ile ecrimisil tazminatının tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı ve dahili davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dava, üzerinde kat mülkiyeti kurulu 7 bağımsız bölümden oluşan binanın zemin katında bulunan ortak yer niteliğindeki sığınağın davalı Namık Z. tarafından fuzuli olarak işgal edildiğinden dolayı müdahalesinin meni ile iki yıllık işgal karşılığı tazminat istemine ilişkindir.
Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davada davalı, bu yerde kat maliklerinin izni ile temizlik işlerine bakma karşılığı oturan eşi Fatma'ya bağlı olarak oturduğunu, husumetin kendisine düşmeyeceğini savunmuştur. Mahkemece, bu savunma üzerine uyuşmazlığın Kat Mülkiyeti Kanunundan kaynaklandığı görüşü ile görevsizlik kararı verilmiş, dosya Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Sulh Hukuk Mahkemesince yürütülen yargılama sırasında bütün kat malikleri davaya dahil edilmiş olup, bunlardan, davet edildiği halde duruşmaya gelmeyen ve davaya karşı cevabını bildirmeyen 2 nolu bağımsız bölüm maliki Samih K. dışındaki kat malikleri davalının eşi Fatma Z.'nın kendi razıları ile apartmanın temizlik işlerini yürütüp dava konusu yerde oturduğunu, haksız işgalin söz konusu olmadığını savunmuşlardır.
Dosyaya getirtilen karar defterinin incelenmesinden, kat malikleri kurulunun yargılama aşamasında yapılan 20.12.1999 tarihli ve beş kat malikinin katıldığı toplantıda, Fatma Z.'nın mevcut durumda işini sürdürmesinin ve bu işi karşılığı kendisine aylık 15.000.000 TL. ödenmesinin kararlaştırıldığı ve böylece davalının eşine bağlı olarak bu yerde oturmasına kat maliklerinin yeterli çoğunluğunca icazet verildiği anlaşılmaktadır.
Kat Mülkiyeti Yasasında, kat maliklerinin çoğunluğunun karar veya rızası ile anagayrimenkulün bir takım işlerinin yürütülmesi için hizmetli tutulması ve bu hizmetlinin apartmanın kapıcı dairesinde veya uygun bir yerinde daimi olarak oturmasına izin verilmesini engelleyen bir hüküm bulunmadığı gibi, böyle bir iş için karar veya muvafakat yönünden özel bir nisab öngörülmüş de değildir. Kat maliklerinin salt çoğunluğunun kararı veya rızası ile yazılı bir sözleşme olmadan da anlaşma yapılan kişinin ortak yerde oturtulması mümkündür. Davaya konu anagayrimenkulün dosya içerisinde bulunan yönetim planının 6.maddesinde kapıcı istihdamı için sayı ve arsa payı çoğunluğu öngörülmüş olup, somut olayda yedi bağımsız bölümden beşinin rızası mevcut olduğundan kapıcı için öngörülen sayı ve arsa payı çoğunluğu dahi sağlanmıştır.
Açıklanan nedenlerle yedi bağımsız bölüm malikinden beşinin rızası ve buna sonradan verilmiş kararla yazılı icazeti bulunduğu gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, haksız işgalin varlığı kabul edilerek davalının müdahalesinin menine ve tazminata hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 25.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy