(2942 S. K. m. 11, 15) (1319 S. K. m. 12)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
YARGITAY KARARI
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan raporlar hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
1-Bozma ilamına uyulduktan sonra bilirkişi kurullarından ek raporlar alınmış ise de, bu ek raporlar sadece bilirkişilerin kimlikleri ve imzaları ayrı olmak üzere birbirinin aynısı olup ikinci bilirkişi kurulu ek raporu, birinci kurulun ek raporunun makine ile çoğaltılmış örneğidir.
Mahkemece ayrı ayrı zamanlarda keşfe gidilmiş olduğuna ve ayrı ayrı bilirkişi kurulları oluşturulduğuna göre her iki raporda bilirkişilerin aynı kelimeleri kullanmış olmaları hayatın olağan akışına aykırı olup, esasen raporda makina ile çoğaltılmış olduğuna göre 2. bilirkişi kurulunun herhangi bir değerlendirme yapmadığı ve bu suretle yasanın 15. maddesinin 11. fıkrası hükmünün yerine getirilmediği sonucuna varmak gerekmiştir.
Bu suretle çoğaltılan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm tesisi mahkeme kararının saygınlığına olduğu kadar geçerliliğine de etkilidir.
Bu nedenle 2. bilirkişi kurulu raporu geçersiz ve yok hükmünde olduğundan, mahkemece yeniden ve yasa hükümlerine uygun rapor alınıp buna göre bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olması,
Bundan ayrı;
2-Bilirkişi kurulunun ek raporunda somut emsal alınan 2 parsel sayılı taşınmazın Mersin Toptancı Hal Kompleksinin içinde bir işyeri olduğu raporda saptanmıştır.
Somut emsalin bulunduğu yer ve cinsi dikkate alındığında, satış işleminin zeminden çok üzerinde yer alan ticari işletmeye yönelik olduğu sonucuna ulaşılır. Emsal taşınmaz üzerindeki yapının, değeri hesaplanıp satış bedelinden düşülerek zemine isabet eden bedel bulunmaya çalışılmış ise de, bu hesaplamada ticari işletmenin değerinin yer almadığı ve esasen böyle bir hesaplamanın objektif olarak yapılamayacağı kuşkusuz olduğundan, bu tür bir emsalin gerçek zemin değerine de ulaşılamayacaktır. Bu sebeple bilirkişi kurullarının emsal seçimini isabetli yaptıklarından sözedilemez. Emsalin özel amaçlı olmayan, özel nitelikleri bulunmayan taşınmaz satışlarından seçilmesi gerekir.
Bu hususlar dikkate alınmadan düzenlenen bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulması,
3-Kamulaştırma Yasasının 11.maddesinin üçüncü fıkrasının (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tespiti ve bedelin tespitinde etkisi olan diğer unsurlar da dikkate alınarak dördüncü fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları da gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekir.
Bu saptamanın yapılmasında dikkate alınması gereken diğer bir unsur dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların vergi beyan değerleri arasındaki orandır.
2942 Sayılı Yasanın 11.maddesinin (d) bendinde vergi beyanı, kıymet takdirinde gözönünde tutulması gereken esaslar arasında sayılmıştır. Bu tür nesnel öğeler sayesinde bilirkişilerin öznel değerlendirmelerini denetleme olanağı elde edilmiş olur. Vergi beyanları ve resmi makamlarca yapılan kıymet takdirleri genellikle taşınmazın gerçek değerini tam olarak yansıtmamakta, gerçek değerinden daha düşük değerler belirlenmektedir. Ancak bu husus dava konusu taşınmaz için olduğu kadar emsal için de geçerlidir ve emsal karşılaştırması yapılırken dikkate alınması yasa gereğidir. Bu nedenle dava konusu taşınmaz ve emsal alınan taşınmazın değerlendirme tarihindeki beyan edilen vergi beyanları ile bu taşınmazların bulundukları cadde veya sokak için belediyelerce emlak vergisine esas olmak üzere belirlenen m2 fiyatları, ilgili belediyeden getirtilerek bu değerlere göre verilen m2 fiyatının mukayese edilmesi gerekir.
Emsalin ve dava konusu taşınmazın emlak vergisine esas değerlerinin birbirine oranı ile bilirkişi raporlarında emsal karşılaştırması sonucu değerlendirmeye esas alınan oran birbirinden fahiş ölçüde farklı ise, mahkemece bu farklılık ve çelişki bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak mutlaka giderilmelidir.
Yukarıda açıklanan esaslar uyarınca dava konusu taşınmaz ile emsal yöntemince karşılaştırılıp, her birinin nitelik ve özellikleri ile eksik ve üstün yönleri açıkça saptanmak ve vergi beyanına esas değerler de dikkate alınmak suretiyle kamulaştırma bedelinin buna göre takdiri gerekirken; her iki bilirkişi kurulunca düzenlenen raporlarda denetime elverişli olmayan soyut ve genel ifadelerle değerlendirme yapılması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy