(2942 S. K. m. 10 ,11, 14, 15, 29)
(YİBBGK. E : 1996/3, K : 1998/1, 17.04.1998)
Dava dilekçesinde Kamulaştırma Kanununun 4650 Sayılı Kanunla değişik hükümlerine dayalı olarak kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1-Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasa ile değişik 10.maddesinin 8.fıkrası hükmüne göre mahkemece, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarından yararlanılarak kamulaştırma bedeli olarak tespit edilecek miktarın, peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılması için idareye onbeş gün süre verilmesi bedelin yatırılmasından sonra da taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilip, kararın tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilmesi gerekirken mahkemece yasanın bu açık ve emredici hükmünün gereği yerine getirilmeden tescile karar verilmesi ve bununla yetinilmiş olması yasaya aykırıdır.
Ayrıca;
2-Taşınmaz arsa niteliğinde kabul edilerek ona göre değerlendirme yapan bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm kurulmuş ise de; bu konuda herhangi bir inceleme yapılmamış mücerret bilirkişilerin beyanına itibar edilmiştir.
Bakanlar Kurulunun Yargıtay'ca kısmen benimsenen 28.2.1983 gün ve 1983/6122 sayılı kararı uyarınca, imar planında yer almayan bir taşınmazın, arsa sayılabilmesi için belediye veya mücavir alan sınırları içinde olmakla beraber, belediye hizmetlerinden (belediyece meskun olduğu için veya meskun hale getirileceği için sunulan yol, su, elektrik, ulaşım, çöp toplama, kanalizasyon, aydınlatma vs.) yararlanan ve meskun yerler arasında yer alması gerekir.
Taşınmaz belediye nazım imar planı içinde ise, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 17.4.1998 gün ve 1996/3-1998/1 Sayılı Kararı uyarınca, bu plan kapsamına alındığı tarih ve plandaki konumu, altyapı hizmetlerinden yararlanma ve ulaşım olanakları, belediye merkezine uzaklığı, kullanım biçimi itibariyle iskan amacına yönelik yapılaşma olasılıkları da değerlendirilmek üzere araştırılmalıdır.
Bu hususlar Belediye Başkanlığından ve diğer ilgili merciilerden sorulup alınacak cevap yazılarına göre taşınmazın arsa niteliğinde olup olmadığının saptanmamış olması da yerinde değildir.
Kabule göre de;
3-Bilirkişi raporlarında emsal incelemesi ve dava konusu taşınmazla karşılaştırma yapılmaksızın genel nitelikteki değerlendirmelerle yetinilmiş olmakla bu raporlara itibar edilemez.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edildiğine göre Kamulaştırma Kanununun kıymet takdiri esaslarını gösteren 11.maddesinin 3.fıkrasının özellikle arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tespiti ve bedelin tespitinde etkisi olan diğer unsurlarda dikkate alınarak 4.fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekmektedir.
Emsalin kamulaştırılan taşınmazla aynı konumda olması, taşınmaza yakın mesafede bulunması, aynı nitelik ve özellikleri taşıması, benzer yüzölçümünde olması veya kamulaştırmaya yakın günlerde satılmış olması zorunlu değildir. Aynı özellik ve nitelikleri taşıyan başka yerlerde bulunan ve kamulaştırma gününden önce satılmış olan taşınmazlar da emsal alınabilir. Bu emsalin satış fiyatına Devlet İstatistik Enstitüsü toptan eşya fiyatları endeksi uygulanmak suretiyle değerlendirme tarihinde oluşan fiyatları bulunduktan sonra dava konusu taşınmazla karşılaştırılıp incelenerek aradaki farklılıklar belirtilip üstün ve eksik yönleri açıklanmalı, bu nitelik ve farklılıkların taşınmazın değerine olan etkilerinin ne olduğu belirtilmeli ve bu suretle yapılacak karşılaştırma ile dava konusu taşınmazın değeri belirlenmelidir.
Mahkemece tarafların vereceği yada resen belirlenecek emsal kayıtlar Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtildikten ve bunun imar parseli olup olmadığı da sorulup saptandıktan sonra yukarıda açıklanan esaslara uygun incelemeyi ve sonucunu içeren ek bilirkişi raporları alınıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
4-Dosya içerisine getirtilen kamulaştırma evrakına göre dava konusu taşınmaz üzerinde 11 adet muhtelif ağaç mevcut olduğu halde taraflarca 2942 Sayılı Yasanın 4650 Sayılı Yasa ile değişik 14.maddesi uyarınca süresi içinde maddi hata davası açılmadığı halde hükme esas bilirkişi kurulunca fazla sayıda ağaç için değer belirlenmesi,
5-Taşınmaz üzerinde bulunan muhtelif yaş ve cinste ağaca maktuen değer verilmesi doğru ise de, bu ağaçların yaş ve cinsleri itibariyle İl Tarım Müdürlüğü, Orman İşletme Şefliği ve bu işle iştigal eden kurumlardan rayiç değerlerinin sorularak bilirkişi raporunun denetlenmemiş olması,
6-Dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının dosyaya getirtilmemesi,
7-Kendilerini vekil ile temsil ettirmiş olan taraflar yararına maktu tarife üzerinden avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğinin dikkate alınmaması,
8-Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasa ile değişik 29.maddesi hükmü uyarınca yargılama giderlerinin davacı idare üzerinde bırakılması gerekirken davalı tarafın yapmış olduğu bir masraf da bulunmadığı halde tarafların masraflarının kendi üzerlerinde bırakılması yolunda hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 13.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy