(634 S. K. m. 17, 20)
Dava: Dava dilekçesinde itirazın iptali ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde; 9.10.2000 tarihli kat malikleri kurulu toplantısında ortak gider aidatlarının aylık 20.000.000 TL. olarak belirlendiğini, davalının Ekim, Kasım, Aralık 2000 yılı ile Ocak, Şubat, Mart ve Nisan 2001 yılına ait toplam 7 aylık ortak gider aidatını ödememesi nedeniyle aleyhine yapılan icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptalini istemiştir. Mahkemece üzerinde kat irtifakı kurulu bulunan anataşınmazda Kat Mülkiyeti Yasasının 17. maddesi uyarınca 2/3 çoğunluğun oturmadığı ve bu sebeple de davalının aidat ödemekten sorumlu olmayacağı gerekçeleriyle dava reddedilmiştir.
Geri çevirme kararı üzerine dosyaya getirtilen tapu kaydı içeriğinden anataşınmazda kat irtifakının 17.11.1998, kat mülkiyetinin de 23.3.2001 tarihinde kurulduğu, buna göre anataşınmazda, davalının borçlu bulunduğu ileri sürülen Ekim, Kasım, Aralık 2000 ile Ocak, Şubat 2001 aylarını kapsayan dönemde kat irtifakının ve Mart, Nisan 2001 ayları itibariyle de kat mülkiyetinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davalı bağımsız bölüm malikinin, Mart ve Nisan 2001 ayları ile ilgili ortak gider (aidat ve avans) borcundan dolayı Kat Mülkiyeti Yasasının 20. maddesi hükmünce sorumlu bulunduğu açıktır.
Öte yandan, anataşınmazda kat irtifakının kurulu olduğu dönemlere ilişkin aidat borcunun dayanağını oluşturan kat malikleri kurulu kararının alındığı 9.10.2000 tarihi itibariyle ve onu izleyen günlerde Kat Mülkiyeti Yasasının 17. maddesinin son fıkrası hükmünde öngörülen koşulların gerçekleşmiş olduğunun saptanması durumunda davalı payına düşen ortak gider borçlarından sorumlu olacak ve ödemekten kaçınamayacaktır. Kat irtifaklı anataşınmazda yapı fiilen tamamlanmamış ya da tamamlanmış olmakla birlikte bağımsız bölümlerden üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmamış ve davalı da orada fiilen oturmuyor ise, ancak bu takdirde kat mülkiyeti hükümlerine göre ortak aidatlardan sorumlu tutulamayacaktır.
Yukarıda açıklanan esaslar göz önünde bulundurulup, ona göre gerekli araştırma ve yeterli inceleme yapılmadan, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, ana taşınmazda kat irtifakının kurulu olduğu dönemdeki borca ilişkin olarak yapının fiilen tamamlanıp tamamlanmadığının ve bağımsız bölümlerin üçte ikisinin fiilen kullanılmaya başlanıp başlanmadığının saptanması bakımından taraflarca gösterilecek diğer kanıtlar da toplanmalı, gerekirse yerinde keşif yapılmalı ve hasıl olacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 07.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy