(2942 S. K. m. 11, 15) (3194 S. K. m. 18) (1319 S. K. m. 12)
Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece üç kez bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da alınan raporlar hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir.
Şöyle ki;
1-Birinci bilirkişi kurulu, bir kısım taşınmaz satışlarını emsal olarak incelemiş ve gerçek satış değerlerinin tapuya yansıtılmadığı gerekçesiyle bu emsalleri reddederek piyasa değerlerini dikkate aldığından bahisle kamulaştırılan taşınmazın 4.550.000 TL/m2 değerinde olduğunu belirlemiştir. Daha sonra yapılan keşifler sonunda düzenlenen bilirkişi kurulu raporlarında 571 Ada 5 parsel emsal kabul edilmiş, ikinci bilirkişi kurulunca 6.000.000 TL üçüncü bilirkişi kurulunca 4.000.000 TL/m2 değere ulaşılmıştır. Mahkemece üç rapordan uzlaştırıcı nitelikte olduğu kabul edilen birinci bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş ise de, genel nitelikte değerlendirme yapan bu bilirkişi kurul raporuna itibar edilerek hüküm kurulması,
2-Dava konusu taşınmaz ile iki ve üçüncü bilirkişi kurullarınca emsal kabul edilen 571 Ada 5 parsel sayılı taşınmazın imar yasası gereğince oluşmuş imar parseli olup olmadıklarının araştırılmaması ve dava konusu taşınmazın kadastro, emsalin imar parseli olduklarının belirlenmesi halinde dava konusu taşınmazın yapılacak karşılaştırmadan sonra bulunacak değerinden, İmar Yasasının 18.maddesinin 2.fıkrası gözetilerek, düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması gerektiğinin dikkate alınmaması,
3-2942 Sayılı Yasanın 11.maddesinin (d) bendi vergi beyanını kıymet takdirinde gözönünde tutulması gereken esaslar arasında saymıştır. Bu tür nesnel öğeler sayesinde bilirkişilerin öznel değerlendirmelerini denetleme olanağı elde edilmiş olur. Vergi beyanları ve resmi makamlarca yapılan kıymet takdirleri, genellikle taşınmazın gerçek değerini tam olarak yansıtmamakta, gerçek değerinden daha düşük değerler belirlenmektedir. Ancak bu husus, dava konusu taşınmaz için olduğu kadar emsal için de geçerlidir ve emsal karşılaştırması yapılırken dikkate alınması yasa gereğidir.
Bu nedenle dava konusu taşınmazın ve emsal alınan taşınmazın değerlendirme tarihindeki vergi beyanları ile bu taşınmazların bağlı bulundukları cadde veya sokak için belediyelerce emlak vergisine esas olmak üzere belirlenen rayiç m2 fiyatları ilgili belediyeden getirtilerek bu değerlere göre verilen m2 fiyatının mukayese edilmesi gerekir.
Emsalin ve dava konusu taşınmazın emlak vergisine esas değerlerinin birbirine oranı ile bilirkişi kurulu raporlarında emsal karşılaştırması sonucu değerlendirmeye esas alınan oran birbirinden fahiş ölçüde farklı ise veya bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmaz emsalden üstün kabul edilirken, vergi beyanına emsal için esas alınan değer, dava konusu taşınmaz için esas alınan değerden önemli ölçüde yüksekse, mahkemece bu farklılık ve çelişki giderilmesi yönünde bilirkişi kurulundan ek rapor alınması gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece mevcut eksikler giderildikten sonra bilirkişi kurullarından ek raporlar alınmalı ve hasıl olacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 11.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy