(1086 S. K. m. 45)
Dava: Davacı 4 ve 5 parsel numaralı taşınmazlardaki mülkiyet ve intifa hakkı payları için kamulaştırma bedellerinin artırılmasını istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; 4 parsel sayılı taşınmaz yönünden hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine, 5 parsel sayılı taşınmaz yönünden de mülkiyet ve intifa hakkı bedelleri ayrımına gidilmeden kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan inceleme neticesinde 4 parsel sayılı taşınmazla ilgili davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. 5 parsel sayılı taşınmazla ilgili kararın temyizine gelince:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
5 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı incelendiğinde davacı Esma'nın 1929600/53529600 pay tam mülkiyet, 3859200/53529600 pay da intifa hakkı sahibi olduğu anlaşılmaktadır.
Yine Dairemize gönderilen aynı mahkemenin 1998/739 esas-2001/570 karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davacıların, 5 parsel sayılı taşınmazda tam ve çıplak mülkiyet hakkı olan paydaşlar oldukları anlaşılmıştır.
Davaya konu 5 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak hem intifa hakkı sahibinin hem de diğer paydaşların ayrı ayrı davalar açmış oldukları anlaşıldığından, mahkemenin 1998/739 esas-2001/570 karar sayılı davası ile temyize konu olan bu dava arasında, birleştirilmeyi gerektiren fiili ve hukuki nedenler gerçekleşmiştir.
Bu itibarla HUMK.nun 45.maddesi gereğince bu dosyanın mahkemenin 1998/739 esas-2001/570 karar sayılı dava dosyasıyla birleştirilip her iki davanın davacılarının talepleri ve taşınmazların değerlendirme tarihleri de nazara alınarak taşınmaz üzerindeki tam mülkiyet, kuru mülkiyet ve intifa hakkı hisselerine göre artırılan bedelden kendilerine isabet eden para miktarını ayrı ayrı gösteren bir bilirkişi raporu alınmasından sonra intifa hakkı sahibinin sadece bu hakkının karşılığı olan artırım bedeli bir bankaya yatırılarak sözkonusu hak sona erinceye kadar faizinin kendisine verilmesi yönünde hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 1.7.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy