(634 S. K. m. 34, Ek m. 3)
Dava: Dava dilekçesinde hakimin müdahalesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava, aynı parsel üzerinde bulunan kat irtifaklı bloklardan B blok kat maliklerinin, yönetim planına aykırı olarak ana gayrimenkulün merkezi yönetimi dışında ayrı bir yönetim kurulu oluşturduğu ileri sürülüp, bu yönetim kurulunun feshi ile yönetimle ilgili defter, kayıt ve belgelerin merkezi yönetime teslimi istemine ilişkindir.
Davalılar savunmalarında, ana gayrimenkuldeki her iki bloğu içine alan kat malikleri kurulunun 6.5.1994 günlü toplantısında, meskenler için her blokta ayrı ayrı, tüm işyerleri için de ayrıca olmak üzere oluşturulacak üç ayrı yönetim kurulu tarafından ana gayrimenkulün yönetilmesine karar verildiği ve o tarihten beri bu şekilde uygulandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmadan uyuşmazlığın öncelikle Kat Mülkiyeti Yasasının 32. maddesi hükmü uyarınca kat malikleri kurulunca çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle istemin reddine karar verilmiştir.
Kat Mülkiyeti Yasasının 13.4.1983 tarih ve 2814 sayılı yasayla eklenen Ek 3.maddesinin (c) bendi hükmüne göre blok yapılarda, bunlardan yalnız birine ilişkin sorunların çözümlenmesinde kat malikleri kurulunun o blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerinden oluşacağı öngörülmüş ise de, bu hükümden, karar mercii olan kat malikleri kurulu kararlarının yerine getirilmesinde görevli yönetimin de aynı blok kat malikleri kurulunca seçilip atanacağı sonucunu çıkarmak mümkün değildir. Şöyle ki, aynı yasanın yönetici atanmasını düzenleyen 34.maddesinde taşınmaz üzerindeki yapıların bir veya birden fazla olması yönünden bir ayrım yapılmaksızın ana gayrimenkulün yönetiminin kat maliklerinin kendi aralarından veya dışarıdan seçecekleri bir kimseye veya 3 kişilik bir kurula verebilecekleri öngörülmek suretiyle ana gayrimenkulün bir tek yönetiminin olacağı gösterilmiştir. Öte yandan, dosyada bulunan yönetim planında da yasanın bu hükmü doğrultusunda düzenlemeye yer verilmiş, blokların kendi yönetimlerini oluşturmalarına olanak tanınmamıştır. Bu bakımdan, yasaya ve yönetim planına aykırı düşen ve esasen ana gayrimenkuldeki kat maliklerinin çoğunluğunun katılımı da söz konusu olmayan 6.5.1994 tarihli kat malikleri kurulu kararına da itibar edilemez.
Yargıtay uygulamalarında bu tür davaların kat malikleri kuruluna götürülmeden yasaya aykırılığın giderilmesini kat maliklerinin her birisinin hakimden isteme yetkisinin varlığı kabul edilmektedir. Somut olayda, aynı zamanda kat maliki olan yöneticilerin açtıkları bu davanın esasına girilip tahkikat ikmal edilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle red kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy