(2942 S. K. m. 11) (1086 S. K. m. 409)
Dava : Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;Bir tarafın vekili, duruşmada vekillikten çekildiğini bildirmiş ise, mahkemece çekilen vekilin müvekkili asile "avukatının vekillikten çekildiğinin ve bu nedenle duruşmaya çağırıldığının" açıkça bildirilmesi gerekir. Böyle bir açıklamayı içeren çağrı kağıdı tebliğine karşın asil ya da kendisini temsile yetkili kılacağı vekili çağrı kağıdında yazılı oturum gününde- duruşmaya gelmez ise, karşı tarafın istemi ile dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir ( HUMK m.409/1 ).
Somut olayda davacılar vekili 3.11.1998 günlü duruşmada vekillikten çekildiğini bildirmiş olup, mahkemece durumun davacı asillere tebliğine karar verilmiş olmasına karşın, bu ara karar gereği yerine getirilmemiştir. Avukatının vekillikten çekildiği hususu kendisine tebliğ edilmeyen davacı Zeki G., avukatının çekildiği oturumu izleyen 8.12.1998 günlü ilk oturuma gelmemiş, mahkemece de dava dosyası bu oturumda işlemden kaldırılmamıştır. O halde, davacı asil Zeki G.'den, davasını yenilenmesi için dilekçe vermesi beklenemez. Davacı asil'in davadan çekilen avukatı tarafından duruşma gününden haberdar edildiğine dair beyanı da bu sonucu değiştirmez. Kaldı ki, adı geçen davacı bundan sonraki diğer tüm oturumlarda hazır bulunarak davasını takip etmiştir. Dosyadaki belge ve bilgilerle saptanan bu olgu karşısında mahkemece, davacı Zeki G.'in davası yönünden de toplanan kanıtlara göre esas hakkında hüküm kurulması gerekirken, 8.12.1998 günlü oturuma gelmediği gerekçesiyle davasının işlemden kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre de;HUMK'nun 409.maddesinin birinci fıkrası uyarınca oturuma çağrılmış olan ( böylece oturum gününü bilen ) taraflardan birinin gelmemesi ve karşı tarafında davayı takip etmeyeceğini bildirmesi üzerine mahkemece o oturumda "dosyanın işlemden kaldırılmasına, anılan maddenin beşinci fıkrası hükmünce de işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmemiş olan davanın "açılmamış sayılmasına" karar verilmesi gerekir. Buna göre davacı Zeki G.'in, 8.12.1998 günlü oturuma gelmemesi üzerine karşı tarafın istemi de nazara alınarak ( koşulları varsa ) o oturumda dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, aradan üç yıldan fazla bir süre geçtikten ve adı geçen davacının bu süreçte yapılan tüm oturumlara kabul edilip huzurunda yargılamaya devam olunduktan sonra 12.3.2002 günlü oturumda nihai kararla birlikte 8.12.1998 tarihi itibariyle işlemden kaldırılmasına karar verilmesi,
Öte yandan, dosyanın işlemden kaldırılması kararının davayı sonuçlandıran nihai karar niteliğinde olmadığı ve bu itibarla davanın derdest kalmakta devam ettiği gözetilerek, davacı Zeki G.'in işlemden kaldırılan dava dosyasının diğer davacıların davasından tefrik edilip yeni bir esasa kaydına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 19.9.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy