(7201 S. K. m. 32) (2942 S. K. m. 11, 14) (3194 S. K. m. 18)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılmasıyla faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
1- Davacıya ait kamulaştırma evrakı, mirasçısı olduğu belirtilen H. M.'e tebliğ edilmiş ise de, dava dilekçesinde davacının kedisine yapılmış bir tebligatın bulunmadığına ilişkin beyanı ve mahkemece yaptırılan kolluk araştırmasından H. M.'in belirtilen adreste sürekli çalışmadığı, ara sıra misafir olarak kalıp resepsiyona baktığı anlaşılmakla tebligatın usulsüz olduğunun kabulü doğrudur. Ancak usulsüz tebligata rağmen davacının çekişmesiz bedeli almış olması halinde usulsüz tebligat, Tebligat Kanununun 32/1 maddesi uyarınca geçerli hale geleceğinden Kamulaştırma Kanununun 14 üncü maddesinde öngörülen 30 günlük hak düşürücü süre bu tarihten başlar. Davacının ihtilafsız bedeli alıp almadığı almış ise tarihi araştırılmadan davanın süresinde kabulüyle esas hakkında karar verilmesi,
Kabule göre;
2- Bilirkişi raporunda emsal incelemesi ve dava konusu taşınmazla karşılaştırma yapılmaksızın genel nitelikteki değerlendirmelerle yetinilmiş olmakla bu raporlara itibar edilemez.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu kabul edildiğine göre Kamulaştırma Kanununun kıymet takdiri esaslarını gösteren 11 inci maddesinin 3 üncü fıkrasının özellikle arsalara ilişkin (g) bendi uyarınca kamulaştırma gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tesbiti ve bedelin tesbitinde etkisi olan diğer unsurlarda dikkate alınarak 4 üncü fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekmektedir.
Emsalin kamulaştırılan taşınmazla aynı konumda olması, taşınmaza yakın mesafede bulunması, aynı nitelik ve özellikleri taşıması, benzer yüzölçümünde olması veya kamulaştırmaya yakın günlerde satılmış olması zorunlu değildir. Aynı özellik ve nitelikleri taşıyan başka yerlerde bulunan ve kamulaştırma gününden önce satılmış olan taşınmazlar da emsal alınabilir. Bu emsalin satış fiyatına Devlet İstatistik Enstitüsü toptan eşya fiatları endeksi uygulanmak suretiyle değerlendirme tarihinde oluşan fiatları bulunduktan sonra dava konusu taşınmazla karşılaştırılıp incelenerek aradaki farklılıklar belirtilip üstün ve eksik yönleri açıklanmalı, bu nitelik ve farklılıkların taşınmazın değerine olan etkilerinin ne olduğu belirtilmeli ve bu suretle yapılacak karşılaştırmayla dava konusu taşınmazın değeri belirlenmelidir.
Mahkemece tarafların vereceği ya da resen belirlenecek emsal kayıtlar Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtildikten ve bunun imar parseli olup olmadığı da sorulup saptandıktan sonra yukarıda açıklanan esaslara uygun incelemeyi ve sonucunu içeren ek bilirkişi raporları alınıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.
İncelenen emsal imar parseli olup da dava konusu taşınmazın bu nitelikte olmaması halinde, dava konusu taşınmazın yapılacak karşılaştırmadan sonra bulunacak değerinden, İmar Kanununun 18 inci maddesinin 2 nci fıkrası gözetilerek, düzenleme ortaklık payına tekabül edecek oranda indirim yapılması gerektiği de dikkate alınmalıdır.
Mahkemece yukarıda teferruatlı bir şekilde açıklanan hususlara riayet etmeden hüküm kurulması,
3- Dava dilekçesinde, 1.020.000.000 TL. artırım talep edildiği, bilirkişi raporunda taşınmazın değeri 1.300.000.000 TL. olarak belirlendiği halde, buna göre ilave 520.000.000 TL'ye hükmedilmesi gerekirken hem talep aşılarak hem de rapordaki iblağ edilecek miktar arttırılacak miktar olarak kabul edilmek suretiyle fazla değere ulaşılması, doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK.nun 428 inci maddesi gereğince bozulmasına, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy