(634 S. K. m. 33)
Dava: Dava dilekçesinde güneş enerji sistemlerinin kaldırılması istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, dava dilekçesinde, davalının mimari projeye aykırı olarak çatıya güneş enerjisiyle ısıtma sistemi kurduğunu, bunun donması, patlaması nedeniyle de en üst katta oturan davacı Ünal'ın dairesinin zarar gördüğünü ileri sürerek bu sistemin kaldırılmasını istemiş, mahkemece, güneş enerjisi sisteminin potansiyel zarar doğurduğu, diğer kat maliklerinin sistemlerini kaldırmak suretiyle bu sistemlerin tesisi iradesinde olmadıklarını gösterdikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, projesinde bulunmasa dahi diğer kat maliklerinin muvafakatı alınmaksızın çatı veya terasta güneş enerjisi ile ısınma sisteminin kurulmasına, tesisatın ait olduğu bağımsız bölüm malikinin arsa payına tekabül eden orandan fazla bir alanı kaplamaması, tekniğine uygun olarak inşa ve monte edilmiş bulunması, zarar verici durumların giderilmesi için her türlü önlemin alınmış bulunması, ana binadaki bütün kat maliklerinin her birisinin bu yerlerde güneş enerjisi sistemi kurmaları için yeterli alanın mevcut bulunması ve tamamının çatıda aynı tesisi kurması halinde ana binanın taşıyıcı sistemine zarar vermemesi ve arıza olduğunda binaya ve diğer bağımsız bölümlere gelebilecek bir zararın önlenmesi konusunda gerekli tedbirlerin alınmış olması kaydıyla izin verilmektedir.
Somut olayda bilirkişinin yerinde yaptığı inceleme sonucu düzenlenen raporda, ahşap çatının üzerinde sadece davalıya ait güneş enerji sisteminin bulunduğu, sistemin plastik boru ile 6 nolu dairenin üzerinden geçirilerek mutfak bacasından davalının dairesine indirildiği, 1978 yılında yapılan binada tavan tabliye sızdırmazlığının yapılmadığı ve bu nedenle sistemin patlaması halinde 6 nolu daireye zarar vermesinin kaçınılmaz olduğu; sistemin zarar vermemesi için öncelikle binanın statik yükleminin irdelenerek, uygun ise çatı açılarak bir mühendis denetiminde su sızdırmaz hale getirilmesi gerektiği belirtilmiş başkaca bir açıklamaya yer verilmemiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler ışığında sistemin tekniğine uygun kurulup kurulmadığı, zarar verici durumların giderilmesi için her türlü önlemin alınıp alınmadığı, bu tesisin bağlı olduğu bağımsız bölüme özgülenen arsa payına tekabül eden orandan fazlasını kapsayıp kapsamadığı, anayapıdaki tüm bağımsız bölümlerin her birisinin sistemi kurması için çatıda yeterli ve elverişli alanın mevcut olup olmadığı, anayapıdaki bütün bağımsız bölümlerin her birisi için çatıda güneş enerjisi sistemi kurulması halinde binanın taşıyıcı sisteminin (statiğinin) zarar görüp görmeyeceği hususlarında bilirkişiden ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bundan ayrı kabulü göre de, Kat Mülkiyeti Yasasının 33. maddesi uyarınca yapılacak işler için davalı tarafa makul bir süre verilmesi gerektiğinin dikkate alınmamış olması doğru değildir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy