(1086 S. K. m. 516)
Dava: Dava dilekçesinde üyeliğe son verilme işleminin iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin Başbakanlık Milli İstihbarat Teşkilatı Personeli Sosyal Güvenlik ve Dayanışma Vakfı üyesi olduğunu, uzun süre pirim ödediğini asli görevinden emekli olurken Vakıf Başkanlığınca 2.061.033.000 Türk Lirasının kendisine ödendiğini bu ödemeyi davacının tazminat diye aldığını belirterek müvekkilinin vakıf üyeliğine son veren Vakıf Yönetim Kurulu Başkanlığının 31.10.2000 tarihli ve 13 nolu kararının iptaline ve vakıf üyeliğinin yeniden tesciline karar verilmesini istemiştir.
Dava, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, davalı vekili cevap süresi içinde yetki ve tahkim itirazında bulunmuştur.
Mahkemece, yönetmeliğin 22. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan Vakıf ile üye arasında Vakıf Senedi ile Yönetmeliğin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıklar, tahkim yoluyla halledilir. Hakemler Temsilciler Kurulu tarafından belirlenir hükmüne dayanılarak uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine ve dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Vakıf senedinde, vakıfla üyeleri arasında çıkacak uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine veya bu hususun yönetmelikle düzenleneceğine ilişkin bir hüküm yer almamaktadır.
Tahkim sözleşmesi ve şartı borçlar hukuku anlamında bir akit olup, kurulması esnasında esaslı unsurları taşıması gerekir. Somut olayda esas olan, yasanın buyurucu kuralları yanında, vakıf senedi hükümlerinin uygulanmasıdır. Ortada yöntemine uygun bir tahkim sözleşmesi olmadığı gibi vakıf senedinde vakıfla üyeler arasında çıkacak uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümlenmesine ilişkin bir hüküm de yer almadığına göre, Yönetmeliğin 22. maddesindeki dayanağı olmayan tahkim şartının uygulanması mümkün bulunmamaktadır.
Bu bakımdan mahkemenin kendisini görevli sayıp işin esasına girerek tahkikatın tamamlanmasından sonra ortaya çıkacak duruma göre bir karar vermesi gerekirken yazılı olduğu şekilde görev yönünden red kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 01.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy