(743 S. K. m. 81) (Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzük m. 30)
Dava: Dava dilekçesinde vakfın dağılması, mal varlığının tespiti, tasfiyesi ve devri istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı olarak gösterilen Mehmet Atçeken Vakfı'nın 1998-1999 dönemine ait işlemlerinin denetimi sonucu düzenlenen teftiş raporuna göre, vakfın amacını gerçekleştirecek gelir düzeyine sahip olmadığı, gelirlerini artırma imkanı bulunmadığı, vakfın gayesinin imkansız hale geldiği, hiçbir faaliyette bulunmadığı, gelir gider defterlerinin düzgün tutulmadığı, amacına yönelik hiçbir harcama yapılmadığını bu nedenle Türk Medeni Kanununun 81/A ve tüzüğün 30. maddesine göre vakfın dağılmasına, mal varlığının tespiti ile tasfiyesi ve Konya'da kurulu bulunan İçme Suları Vakfına devredilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalı vakfın yeni yönetimin vakıf gelirlerini artırmak için çaba içerisine girdiğini vakıf gelirlerinin arttığını, Devlet mahallesi fakir halkına yiyecek, yakacak ve nakdi yardımda bulunduğunu, vakfa bağışların arttığını gerekçe göstererek davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyada bulunan dava konusu Mehmet Atçeken Vakfı'na ait vakıf senedinde vakfın amacının Konya'nın Devlet Mahallesinin yollarının inşası ve diğer su yollarının ve lağım teşkilatının imarı ve diğer mütevellinin takdir edeceği mahalleye ait hususat olduğunun kayıtlanmış olduğu anlaşılmaktadır.
Vakfa ait gelir-gider defterinin incelenmesinde, 2002 yılına kadar yeterli bir gelir-gider oluşmadığı, 2002 yılı döneminde ise amacına uygun harcama yapılmadığı, aksine vakıf senedinde öngörülmeyen biçimde fakir öğrencilerine yardım, kömür, yağ, peynir, odun ücretlerinin gider olarak gösterildiği anlaşılmaktadır.
743 Sayılı Türk Medeni Kanununun 81/A ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 30. maddesine göre, gayesinin gerçekleşmesi imkansız hale gelen vakfın kendiliğinden dağılmış olacağı, ancak idare organınca veya Vakıflar Genel Müdürlüğünün yetkili mahkemeye başvurması halinde mahkemece sicilden silinme kararı verileceği açıktır.
Vakıf senedinde öngörülmüş bulunan yolların inşası, su yollarının ve lağım teşkilatının imarı hususlarının yapılması ve düzenlemesi yetkilerinin dava tarihi itibariyle yerel yönetim idarelerine ait bulunduğu, bu tür hizmet giderlerinin büyük miktarlara ulaştığı ve bir şehrin veya bölgenin tüm projesini ilgilendirdiği ve bu nedenle proje bütünlüğü gerektirdiği ve kapsamına giren işlerin yapımı genel idare kuruluşlarını ilgilendirdiği, öngörülen amaçların nitelikleri itibariyle de davalı vakıfça yerine getirilmesinin fiilen ve yasal açıdan da olanaklı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Tanık anlatımlarına göre de vakfın, kuruluş senedinde öngörülen amaca yönelik faaliyette bulunulduğu da kanıtlanamamıştır. Vakfın yeni yönetiminin fakir kimselere ve öğrencilere bir takım maddi yardımlarda bulunmuş olması, vakfın kuruluş senedinde öngörülen amacına yönelik faaliyetler olarak nitelendirilemez. Açıklanan tüm bu nedenler karşısında davalı vakfın amacını gerçekleştirmesinin olanaksız hale geldiği, yerine getirdiği ileri sürülen faaliyetlerin de vakfın amacı kapsamı dışında kaldığı gözetilerek davanın kabulü ile vakfın dağılmasına ve mal varlığının vakıf amacına en yakın olan ve dilekçede adı geçen vakfa devredilmesine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.12.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy