(634 S. K. m. 4, 16, 19)
Dava: Dava dilekçesinde güneş enerjisi sistemi kurulmasına müdahalenin önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dava dilekçesinde, kat irtifaklı ana yapının çatısına güneş enerjisi sistemi kurmak istediğini ancak davalıların buna müdahalede bulunduklarını ve engel olduklarını ileri sürerek müdahalenin önlenmesine karar verilmesini istemiş, mahkemece bilirkişi kurulunun çatıda her bağımsız bölüm için yeterli yer bulunduğu, güneş enerjisi sistemlerinin binanın statik sistemine ve estetiğine olumsuz etkisi olmadığı ve daha öncede monte edilmiş olan sistemlerde tecrit yapılması gerektiği yolundaki raporuna dayalı olarak davanın kabulü ile davalıların müdahalelerinin önlenmesine karar verilmiştir.
Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere Yargıtay uygulamalarında güneş enerjisi sistemlerinin kurulmasına, ana taşınmaza ve bağımsız bölümlere zarar vermemesi, tüm bağımsız bölümler için aynı sistemin kurulmasına yeterli yer bulunması, her bir bağımsız bölüm için kurulacak sistemin kaplayacağı alanın o bağımsız bölümün arsa payına karşılık gelen alanı aşmaması ve sistemlerin hasar oluşturmasının önlenmesi için gerekli tedbirlerin alınması koşullarının varlığı halinde izin verilmektedir.
Somut olayda, mevcut bir sistemin kaldırılması değil yeni bir sistem kurulmak istenmesine müdahalenin önlenmesi istenildiğinden ve bu aşamada sistemin ana yapıya ve bağımsız bölümlerde hasar oluşturmasını önleyecek tedbirlerden söz edilmeyecektir. Ancak, diğer koşulların var olup olmadığının saptanmasında, güneş enerjisi, sistemlerinin güneş ışığını uzun süre almalarının sağlanması açısından genellikle batı - güney yönlerine yerleştirilmekte oldukları ve dolayısıyla çatının her yerinin bu sistemlerin kurulmasına elverişli olmadığı hususu üzerinde önemle durulması ve çatıda her bağımsız bölüme yeterli yer bulunup bulunmadığı hususunun bu kapsamda değerlendirilmesi gereklidir. Öte yandan, her bağımsız bölümün söz konusu sistemi kurduğunda ana yapıya binecek olan ilave yükün hesaplamaya dayalı olarak belirlenmesi ve bu yükten dolayı ana taşınmazın statik dengesinin olumsuz etkilenip etkilenmeyeceğinin açıkça saptanması gerekmektedir.
Açıklanan bu hususlarda araştırma, hesaplama ve inceleme içermeyen bilirkişi kurulu raporuna dayalı olarak, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy