(634 S. K. m. 19) (1136 S. K. m. 164)
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra ... gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının A blok 1 ve 2. bodrum kat 1 no.lu depolu dükkan, zemin katta 3 ve 4 no.lu dükkanlar, 1. katta 5 ve 6 no.lu büroların yanında çatı katının 1/4 payının maliki olduğunu, davalı A. A. Ş.'nin ise A blokta 2. ve 3. kattaki bürolar ile B Bloktaki 1 ve 2 bodrum katı, zemin katı 1 kat 1, 2, 3 ile çatı katının 3/4'ünün maliki olduğunu, diğer davalı C. A.Ş.'nin ise A. Finans'a ait bağımsız bölümlerin tamamının kiracısı olup kendi açısından da çatı kattaki 1/4 payın kiracısı olduğunu, binanın aynı zamanda yüklenicisi olan A. A.Ş. 'nin kat irtifakı tesisinden sonra davacının rızası dışında genel giriş kapısının yanındaki pencereyi kapı haline getirtip davacının ana girişteki mevcut kapı yerlerini kapatıp kendi bağımsız bölümleri içerisinden kapı ve merdiven inşaatı suretiyle binaya ait ortak kullanım yerlerindeki kullanma hakkının elinden alındığını, ayrıca, binanın teras katında davacıya ait soğutma grupları ve teçhizatların mevcut olmasına karşın, mevcut durum nedeniyle teras katı da kullanamadığını iddia ederek; binanın ana giriş kapısının kullanılmasının sağlanmasını, davacıya ait bağımsız bölümlere projesinde mevcut olan giriş kapılarının açılmasını, kendisi için yapılmış dış giriş kapısını kapatılarak projesinde olduğu gibi pencereye dönüştürülmesini, asansörlerden yararlanmak için 2. bodrum kattaki kapı yerlerinin açılmasını ve asansörleri kullanma hakkının sağlanmasını, asansörlerden bağımsız bölümlerine giriş kapılarının açılmasını terastan yararlanmak için bu konudaki engellerin kaldırılması isteminde bulunmuş, yargılama aşamasında ise ortak yerlerin kullanıma açılmasını istemiştir.
Mahkemece dava konusu edilen A ve B Bloklar üzerinde bilirkişilerin de katılımı ile yaptırılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; 5.6.1995 tarihli mimari projeye göre binanın iki blok halinde iki bodrum, zemin, iki normal kattan oluştuğu, 2. bodrum katta A ve B bloklardaki 1 ve 2 no.lu dükkanlara ait 4 adet depo ile sığınak, otopark, 1. bodrum katta A ve B bloklarda ayrı ayrı 1 ve 2 no.lu dükkanlar ile otopark, her bloğun zemin katında ikişer dükkan, normal katlarda ise ikişerden 4 adet büro yer aldığı, çatı arası katın belediyece iptal edildiği, yine projesinde A ve B Blok'un bodrum katlarının müşterek olarak planlandığı, zemin katta bloklar arasında 25,60 metre, normal katlarda ise 22,60 metre boşluk bırakıldığı, yerinde yapılan incelemede ise taşınmaz üzerindeki binanın tasdikli projesine nazaran çok farklı şekilde inşa edildiği, binanın 2 bodrum, zemin, 3 normal ve çekme katlı olduğu, A ve B Blok arasındaki boşluğun tamamen doldurulduğu, binanın alanının projesinden daha büyük yapıldığı; davacıya ait bağımsız bölümlere mimari projesine aykırı olarak zemin kattan müstakil bir giriş yapıldığı, ikinci bodrum kattaki otoparkın duvarla ikiye bölündüğü, araya geçiş için otomatik kapı konduğu; projesine göre her iki blok içinde ayrı ayrı yapılması gereken asansörlerin tamamının davalıya, ait bölümlere giriş sağladığı, bu asansörlerle bodrum kattan tüm katlara çıkış sağlandığı, her iki bloğun elektrik tesisatına ait kofratarla sayaç tablolarının sadece davalının kullanımında olan birinci bodrum kata yapıldığı, davacının ancak davalının bağımsız bölümünden geçerek buraya ulaşabileceği, davacının müdahalenin men'i talebinde bulunduğu kısmın tamamen projeye aykırı olması nedeniyle Kat Mülkiyeti Kanunu açısından sorunun çözümlenemeyeceği de belirtilerek; sonuç olarak da, davacının asansörden faydalanabilmesi için ikinci bodrum katla otoparklar arasındaki otomatik kapının her iki tarafın kullanımına uygun hale getirtilmesi gerektiği, ayrıca 1. bodrum, zemin ve 1. normal katlarda taraflara ait bağımsız bölümlerden birbirine geçiş imkanı sağlayacak kapıların açılması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece; binanın tamamen projesine aykırı olduğunu, yapı kullanma izin belgesi alınmamış bulunduğunu ve bu durumun davacı tarafından baştan beri bilindiğini, hukuka aykırı bir hakkın korunmasının da mümkün olamayacağı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Kat Mülkiyeti Kanununun 19. maddesine göre kat ma1ikleri ana gayrimenkulun bakımına ve mimari durumu ile güzelliğini ve sağlamlığını titizlikle korumaya mecburdurlar. Kat maliklerinden biri bütün kat maliklerinin rızası olmadıkça, ana gayrimenkulun ortak yerlerinde inşaat, onarım ve tesisler, değişik renkte dış badana veya boya yaptıramaz. Bu itibarla;
1- 2. bodrum katta bulunan otoparklar arasındaki mevcut otomatik kapının mimari projesinde olup olmadığı, var ise projeye uygun şekilde düzenlenip düzenlenmediği, yok ise projesine uygun hale getirilmesinin olanaklı bulunup bulunmadığı ve eski hale getirilmesi halinde davacının mevcut ortak asansörlerden yararlanıp yararlanmayacağı hususunda bilirkişi raporunda yeterli açıklama olmadan davanın bu konu yönünden de reddedilmiş olması,
2- Yine dava dilekçesinde belirtildiği gibi, davacıya ait bağımsız bölümlerde mimari projesine uygun olacak şekilde giriş kapısının açılmasının mümkün olup olmadığı, daha sonradan sadece davacının bağımsız bölümlerine çıkış için projesine aykırı olarak açılmış olan kapının kapatılarak ana giriş kapısının kullanıma açılması halinde davacının bu ana giriş kapısını kullanma imkanının olup olmadığı, bu durumların mimari projeye uygun hale getirilmesinin binanın önemli bir bölümünün yıkılması ya da statiğine zarar verme sonucu doğurup doğurmadığı hususlarında yeterli inceleme yapmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olması,
3- Dava sonunda davalılar yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Yasasının (değişik) 164/son maddesi hükmünün yorumlanmasında hataya düşülerek davalılar yerine doğrudan vekiline ödenmesine karar verilmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, yukarda sözü edilen bozma sebepleri doğrultusunda bilirkişiden detaylı ek rapor alınmalı ve hasıl olacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 08.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy