(2942 S. K. m. 11)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün temyiz incelemesi taraf vekillerince, incelemenin duruşmalı olarak yapılması ise davalı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz edenlerden davalı Vek. Av. Ulviye Sarp ile davacı Vek. Av. Şebnem Çıngır geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü.
Karar: Anayasanın 4709 Sayılı Yasa ile değişik 46.maddesinin son fıkrası hükmüne göre, ancak çekişmesiz ve kesinleşmiş kamulaştırma bedellerinin ödenmemesi halinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faizin uygulanmasına karar verilebilir. Bedel artırım davalarında henüz kesinleşmemiş kamulaştırma bedeli için bu hükmün uygulanma olanağı bulunmadığından davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalının temyizine gelince;
Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki;
1- Dairenin bozma kararında yeniden uygun emsallerin araştırılarak bilirkişi kurullarından bu emsallere göre değerlendirme yapan ek raporlar alınması gerektiği belirtilmiş olup, bilirkişi kurullarınca bozma sonrası düzenlenen ek raporlarda, somut emsal olarak incelenen 1910 ada 14 parsel sayılı taşınmaz ile dava konusu taşınmazın belirlenen nitelikleri ve özellikleri itibariyle dava konusu taşınmazın emsalin %50'si değerinde olduğunun kabulü doğru görülmemiştir.
Bilirkişi raporlarında; emsal 14 parselin Denizli'nin en değerli ve en fazla tutulan semtinde 299 m2 alanlı, her türlü belediye hizmetlerinden yararlanan konut alanında bir imar parseli olduğu; dava konusu taşınmazın ise Pamukkale Beldesi ile Karahayıt Beldesi arasında, koruma amaçlı sit alanı olan ve bu nedenle fazla taşınmaz alım-satımı yapılmayan, imarlı arsaların da az olduğu bir bölgede kaldığı ve belediye hizmetlerinden kısmen yararlanan bir kadastro parseli olduğu belirtilmiştir. Emsalin dava konusu taşınmaza göre belirlenen bu üstün özellikleri dikkate alındığında dava konusu taşınmazın emsalin en fazla %40'ı oranında bir değer taşıyabileceğinin dikkate alınmamış olması,
Kabule göre ise;
2- Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında somut emsal ile dava konusu taşınmazın karşılaştırması yapılırken hesap hatası yapılmak suretiyle dava konusu taşınmaza 57.037.500 TL/m2 yerine 65.000.000 TL/m2 değer belirlenmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Mahkemece, bilirkişi kurullarından (1) nolu bentte belirtildiği gibi dava konusu taşınmaza emsalin %40'ı oranında değer belirleyen, ayrıca dava konusu taşınmazın kadastro parseli emsalin ise imar parseli olması nedeniyle %35 oranında düzenleme ortaklık payı ile dava konusu taşınmazın sit alanında kalması nedeniyle %10 değer düşüklüğü indirimi yapan ek raporlar alınmalı ve raporların bozmaya uygunluğu denetlenmek suretiyle oluşacak sonuç doğrultusunda karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı yararına takdir edilen 375.000.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edenlerden davacı tarafa iadesine, 05.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy