(2709 S. K. m. 33) (4721 S. K. m. 112) (Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzük m. 23)
Dava dilekçesinde, vakıf yöneticilerinin görevden alınmaları istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davalılar vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davalı vekili Av. Murat Özveri ile aleyhine temyiz olunan davacı Vekili Av. Nermin Kırım geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten ve eksiklikler tamamlandıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Anayasanın Temel haklar ve Ödevler kısmında düzenlenen 33. madde, "Dernek kurma hürriyeti" karar başlığını taşımakta ve bu maddenin son fıkrasında, bu madde hükümleri vakıflarla ilgili olarak da uygulanacağı belirtilmektedir. Vakıflara ilişkin kurallar yorumlanırken, vakıf kurumunun anayasal özelliğinin gözetilmesi, vakıf kurma ve yönetme işlemlerinin, bu özgürlüğün özünü zedeleyecek biçimde sınırlandırılmasına yol açılmaması gerekir.
Türk Medeni Kanunun 112. maddesi hükmüne göre yetkili mahkemenin Tüzükte gösterilen sebeplere dayanarak denetim makamının başvurusu üzerine, duruşma yaparak yöneticileri görevden uzaklaştırılabileceği öngörülmekte, Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 23. maddesinde de uzaklaştırmayı gerektirecek haller sayılmaktadır.
Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verecek olan hakimlere, anılan maddenin hiç bir takdir hakkı tanımadığının kabulü doğru değildir. Aksine bir düşünce bu konularda yargıyı, denetim makamının onay mercii haline getirir ki bu durumda yargılamanın konumu ile bağdaşmaz ve Tüzüğe aykırı en küçük bir ayrıntının eksikliği idarecilerin görevlerinden alınmaları sonucunu doğurur.
Vakıf idarecilerinin görevlerinden uzaklaştırılmalarına ilişkin Türk Medeni Kanunun 112. ve Türk Medeni Kanunu Hükümlerine Göre Kurulan Vakıflar Hakkında Tüzüğün 23. maddelerinde, mahkemelerce yöneticilerin görevden "uzaklaştırılabileceği" ya da görevden "alınabileceği" belirtilmek suretiyle, bu konuda hakimlere takdir hakkı tanındığına işaret edilmiştir. Şu halde, hakimin yöneticilerin her eylemini ayrı ayrı takdir etmesi, olayın oluş biçimi, aykırılığın niteliği, aykırılıkta ısrar, iyi niyet, ölçülülük, eylem-yaptırım dengesi gibi unsurları dikkate alması gerekir.
Somut olayda; davalı vakıf idarecilerinin, vakfa ait bilgi işlem formu ile yine vakfa ait adres, telefon ve faks numaralarını vakıf yöneticilerinin isim ve adreslerini içeren bilgileri yapılan tebligata rağmen Vakıflar Genel Müdürlüğüne göndermedikleri ileri sürülerek görevden alınmaları istenmiş ise de; dosya kapsamından ve bilirkişi raporundan söz konusu tebligatın doğrudan doğruya görevden alınması istenilen yöneticilere tebliğ edilmediği, tebligat yapılan Sedat Arslan'ın kimliğinin belirlenmediği ayrıca davalı vakıftan istenilen ve yerine getirilmeyen konuda uyan yapılmadığı, daha sonra davacı idare müfettişi tarafından davalı vakfın normal teftişinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, ileri sürülen hususun niteliği itibariyle yöneticilerin görevden alınmasını gerektiren ağırlıkta olmayan iş ve işlemlere ilişkin bulunması, hataların giderilmesi için çaba gösterilmiş bulunması, dava konusu eylemlerin kasta dayalı olmayıp mazur görülebilir ihmallerden kaynaklanması karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yerinde bulunmayan gerekçelerle kabulü doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy