(634 S. K. m. 17, 19)
Dava dilekçesinde, ana taşınmaza yönetici atanması, ortak çatıdaki sorunların ve davacının bağımsız bölümünde oluşan zararın giderilmesi ile taraflar arasındaki muarazanın önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekilleri dava dilekçesinde, müvekkil davacı ile davalıların aynı ana taşınmazda bağımsız bölüm maliki oldukları, ana taşınmazın yöntemine uygun seçilmiş yöneticisinin bulunmadığını, ayrıca ana yapının ortak çatısının bozukluğundan kaynaklanan nemlenmenin davacının bağımsız bölümünde zarara yol açtığını ileri sürerek, ana taşınmaza bir yönetici atanmasına, çatıdaki bozuklukların onarılmasına ve buradan kaynaklanan nemlenmeden dolayı davacının bağımsız bölümünde oluşan hasarın giderilmesi ile giderlerinin arsa payları oranında davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişler; mahkemece davanın reddine hükmedilmiştir.
1- Dosyada toplanan bilgi ve belgeler ile gerektirici yasal nedenlere göre, mahkemece ana taşınmaza yönetici atanması isteminin reddinde bir isabetsizlik görülmediğinden, davacı vekilinin bu hususa ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin, dava konusu edilen diğer hususlar yönünden temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece ana taşınmazın yerinde yapılan keşifte dinlenen tanıkların yeminli anlatımları ile bilirkişinin yaptığı inceleme sonunda düzenlediği rapor içeriğinden ve dosyada toplanan diğer tüm bilgi ve belgelerden; tarafların kat irtifaklı ana taşınmazda kat irtifak hakkı sahibi oldukları ve bağımsız bölümlerinde oturdukları, ana yapının ortak çatısındaki (terastaki) bozukluktan dolayı sızan yağmur sularıyla davacının bağımsız bölümünün salon ve odalarla mutfak tavanlarında nemlenmeler sonucu hasar oluştuğu, çatıdaki bozukluğun (yapım ve işçilik hatalarının) 2.000.000.000 TL'ye, davacının bağımsız bölümündeki zararların da 50.000.000 TL'ye giderilebileceği anlaşılmaktadır.
Kat Mülkiyeti Yasası'nın Kat irtifakı sahibinin haklarını düzenleyen 17. maddesinin üçüncü fıkrası, kat irtifakı kurulmuş taşınmazlarda yapı fiilen tamamlanmış ve bağımsız bölümlerin üçte ikisi fiilen kullanılmaya başlanmışsa, kat mülkiyetine geçilmemiş olsa dahi ana taşınmazın yönetiminde kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanacağını öngörmektedir. Buna göre; somut olayda tarafların kat irtifak hakkı sahibi oldukları ana taşınmazda kat mülkiyeti hükümlerinin uygulanacağında kuşku yoktur. Anılan Yasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrası uyarınca da bağımsız bölüm malikleri, ana taşınmazın bakımına, mimari durumu ile sağlamlığını titizlikle korumaya mecburdurlar. Değinilen yasa maddeleri somut olay açısından birlikte dikkate alındığında; yağmur sularını sızdıran ve dolayısıyla alttaki davacının bağımsız bölümünde hasara yol açan ortak çatının (terasın) bakımı ve onarımından, bu bağlamda davacının bağımsız bölümünde oluşan zararın gideriminden -davacı da dahil- ana taşınmazdaki tüm bağımsız bölüm malikleri sorumludur. Dava konusu ortak yerdeki bozukluğun başlangıçtan beri var olması (yüklenicinin yapım hatasından kaynaklanması), bu aşamada bağımsız bölüm maliklerine Yasa'nın 19. maddesinin yüklediği sorumluluğu ortadan kaldırmaz. Elbette ki koşulları varsa bağımsız bölüm maliklerinden her birinin ana yapıyı yapan yükleniciye rücu etme hakları vardır.
Şu halde mahkemece, yukarıda açıklanan hususlar göz önünde tutularak, toplanan kanıtlarla oluşacak sonuç doğrultusunda uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla, yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan, kabulü ile hükmün HUMKnun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 12.04.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy