(1086 S. K. m. 409, 429, 434, 442)
Dava: Dava dilekçesinde alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dairenin 13.11.2003 tarih ve 2003/5768-8875 sayılı bozma kararı davacıya 23.12.2003 davalıya 15.12.2003 tarihlerinde tebliğ edildiği, on beş günlük karar düzeltme süresi içinde tarafların karar düzeltme yoluna başvurmamaları üzerine dosyanın yeniden mahkeme esasına kaydı yapıldıktan sonra tarafların son işlem tarihinden itibaren bir aylık süre içerisinde tebligat masrafı yatırarak duruşma gününün tespiti için mahkemeye başvurmadıkları gerekçesiyle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409/2. maddesi uyarınca önce dosyanın işlemden kaldırılmasına, bu tarihten itibaren de üç aylık yenileme süresi içerisinde davacı tarafından yenilenmeyen davanın 409/5. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
2494 Sayılı Yasa ile HUMK'nun 429 ve 434.maddeleri değiştirilmiş ve 442/A maddesi eklenmiştir. Anılan Yasa maddeleri gereğince; mahkeme kararını temyiz eden taraf temyiz dilekçesini verirken temyiz giderlerinin tamamını peşin ödemek zorundadır (m.434/3). Temyiz giderlerinden biri de, Yargıtay'ın temyiz edilen kararı bozması durumunda, mahkemenin tarafları kendiliğinden duruşmaya çağırması için gerekli giderlerdir ve temyiz edenden peşin olarak alınır (m.429/2). Yine, Yargıtay'ın kararının taraflara tebliğ için gerekli giderler de temyiz giderlerinden olup, temyiz dilekçesi ile birlikte temyiz isteğinde bulunandan peşin olarak alınır (m.442/A-3). Sözü edilen yasa maddeleri birlikte göz önünde tutulduğunda; temyiz edilen kararı Yargıtay'ın bozması halinde, tarafları kendiliğinden duruşmaya davet etmekte yükümlü olan mahkeme, öncelikle bu davet yönünden Yargıtay kararının taraflara tebliği ve karar düzeltme süresi geçtikten sonra belirlenecek olan duruşma gününün bildirilmesi için gerekli ve yeterli giderleri tespit edip tutarını temyiz isteğinde bulunandan peşin olarak almak zorundadır. Hal böyle olunca tarafların oturum gününün belli edilmesi için mahkemeye başvurması zorunlu olmayıp HUMK'nun 409/2. maddesi hükmünün uygulanması da olanaklı değildir. Bu durumda mahkemece, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilmeksizin dosyanın işlemden kaldırılması ve bunun sonucunda davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Kaldı ki; somut olayda, Dairenin bozma ilamının mahkemece 23.12.2003 tarihinde kendisine tebliğ edilmesi üzerine davacının, Yığılca Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere Nöbetçi Ankara Asliye Hukuk Mahkemesine 24.12.2003 hakim havale tarihli dilekçe ile -masraflarını da eklemek suretiyle- başvurarak davanın yenilenmesini istediği, mahkemesine ulaşan bu dilekçenin 41913 sicil numaralı Yığılca Hakimi tarafından dosyasına konulmak üzere 30.12.2003 tarihinde imza edildiği, böylece davacının Yargıtay'ın bozma kararının kendisine tebliğinden itibaren süresi içinde davanın yenilenmesi için mahkemeye başvurduğu anlaşılmaktadır. Saptanan bu durum karşısında mahkemece taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliği ile davaya devam edilerek oluşacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken, yerinde görülmeyen gerekçelerle önce dosyanın işlemden kaldırılmasına sonra da davanın açılmamış sayılması yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.03.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy