(2762 S. K. m. 17) (5072 S. K. m. 2)
Dava: Dava dilekçesinde vakıf senedinde yapılan değişikliğin tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde, K. Şehit Yakınlarına ve Gazilerine Yardım Vakfı kuruluş senedinin maddelerinde yapılan değişikliklerin tescili istenilmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla gerektirici yasal nedenlere göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
K. Valisinin, vakıf senedinin 10. maddesinde mütevelli heyetin tabii başkanı, 13. maddesinde de yönetim kurulu başkanı olduğu belirtilmiş ve bu kamu görevlisinin görevden ayrılması durumunda onun yerini yeni atananların alacağı öngörülmüş iken; bu maddelerde yapılan değişiklikle mütevelli heyet ve yönetim kurulu başkanının "K. Valisi olacağı" biçimdeki görev unvanının kaldırılıp 12. ve 13. maddelerde yapılan değişiklik ile kurulların başkanlarını kendi üyeleri arasından seçeceği hükme bağlanarak senet değişikliğine gidildiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, vakıf hukukunda esas olan kuruluş iradesinin -yasaların buyurucu hükümlerine aykırı olmamak koşuluyla- korunması ve olduğu gibi sürdürülmesidir.
Somut olayda, 5072 Sayılı Yasanın 2. maddesinin ( d ) bendinin "kamu görevlileri görev unvanlarını kullanarak demek ve vakıf organlarında görev alamaz" hükmünü içermesi nedeniyle vakıf senedinin yukarıda değinilen maddelerinde geçen kamu kurumları ile kamu görevlilerinin görev unvanları kaldırılmak suretiyle senet değişikliğine gidilmiş, mahkemece de bu değişiklikler tescil edilmiş ise de, 21.09.2004 günü yürürlüğe giren 5234 Sayılı Yasanın 24. maddesi ile 5072 Sayılı Yasaya eklenen geçici 2. maddede 5072 Sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce kurulan vakıfların kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili almış oldukları isimler ile tüzük ve senetlerindeki kamu görevlilerinin unvanlarını kullanma hakları saklı tutulmuştur.
Dava konusu vakıf, anılan yasanın yürürlük tarihinden önce kurulduğu cihetle, senedindeki kamu görevlilerinin unvanlarını kullanma hakkının saklı olduğunun kabulü gerekir. Makam unvanının kaldırılması durumunda bu kurucu iradeye aykırı düşecektir. Oysa kurucu irade, mütevelli heyeti ve yönetim kurulu başkanlıklarında kişiyi değil, unvanını esas almaktadır. 5072 Sayılı Yasaya 5234 Sayılı Yasayla eklenen geçici 2. madde hükmü de bu amaçla düzenlenmiş bulunmaktadır.
Açıklanan tüm bu nedenlerle vakıf senedinin 10. 12. ve 13. maddelerinde yer alan kamu görevlilerinin görev unvanlarının kaldırılması suretiyle yapılan değişikliklerin tescili doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy