(2942 S. K. m. 11) (1086 S. K. m. 284) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de gereği tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki;
1- Bozma sonrası alınan birinci bilirkişi kurulu ek raporunda dava konusu taşınmaz lehine komşu arazide bulunan kuyu üzerinde herhangi bir irtifak bulunmadığı, anlaşıldığı halde bölgedeki arazilerin büyük bir bölümünde komşu parsellerdeki su kaynaklarının ortaklaşa kullanıldığı belirtilerek taşınmaz sulanabilir arazi olarak kabul edilmiştir. Bozma öncesi alınan bilirkişi raporlarında da açıklandığı üzere sulama yapıldığı belirtilen derenin Ağustos ayı sonlarından itibaren kuruduğu, taşınmazın tamamının sulanmasında her mevsim için yeterli su bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazda kuyu bulunmadığı gibi yaz aylarında derenin suyu kuruduğunda komşu parselden alındığı belirtilen su kaynağından devamlı surette yararlanacağına ilişkin herhangi bir irtifak sözleşmesi de ibraz edilmediği halde taşınmazın sulu tarla olarak kabul edilip, sulu tarım arazilerinde münavebeye alınabilecek domates ürününe göre ve buğdayın da sulu arazideki verim miktarı üzerinden değerlendirme yapılmış olması,
2- Bozma ilamında belirtilen hususlarda bilirkişi kurullarından ek rapor alınması istenilmiş olmasına karşın, mahkemece salt birinci bilirkişi kurulundan rapor alınması ile yetinilip ikinci bilirkişi kurulundan bozma gereklerine uygun ek rapor alınmadan hüküm kurulmuş olması,
3- Davada kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunan davacı idare yararına karar tarihinde geçerli olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, bozmadan önceki mahkeme kararının dairenin bozma ilamı ile ortadan kalktığı da gözetilmeden vekalet ücretinin önceki karar ile takdir edildiğinden yeniden takdir edilmesine yer olmadığı gerekçesiyle, davacı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi,
4- Mahkemenin ilk kararında tespit edilip idarece davalı adına yatırılan bedel ile bozmadan sonra saptanıp hüküm altına alınan bedel arasındaki farkın (idarece fazladan yatırılmış olan paranın) miktarı açıkça gösterilmeksizin salt davalı tarafından bankadan çekildiği tarihe kadar bankaca uygulanan faizi ile birlikte davalıdan alınması şeklinde hüküm kurulması,
Dava konusu taşınmaz, kuru tarım arazisi niteliğinde olduğuna göre, mahkemece İlçe Tarım Müdürlüğünden kuru arazilerde münavebeye alınacak ürünlerin dekar başına ortalama verim, üretim gideri ile kg. başına ortalama satış fiyatlarına ilişkin verilerin getirtilip, bilirkişi kurullarından bu verileri esas alan ve kapitalizasyon faizinin %6 uygulanması suretiyle değerlendirme yapan ek raporlar alınmalı, raporların açıklanan hususlara uygunluğu denetlenmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy