(2942 S. K. m. 11, 15)
Dava: Dava dilekçesinde kamulaştırma bedelinin arttırılması ile faiz ve masrafların davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: I-) Dava konusu taşınmazda 4/12 pay sahibi olan Arzu Doğan mirasçılarını gösterir Alanya Sulh Hukuk Mahkemesinin 2000/320 esas 2000/284 karar sayılı ilamında davacı Hasan Bayar mirasçı olarak gözükmemektedir. Anılan kararda bekar ve çocuksuz öldüğü yazılı Ayşe Doğan'ın davacının annesi olduğunun tespitine (Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/815 esas 2001/471 karar sayılı dosyası ile) karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeden kesinleşmiş ise de bu ilam davacının tapu maliki Arzu Doğan'ın mirasçısı olduğunun kabulüne yeterli değildir. Mahkemece davacıya dosyaya sunulan mirasçılık belgesini iptal ettirmek ve kendisinin de Arzu Doğan mirasçısı olduğunu gösterir biçimde mirasçılık belgesi alarak sunması için önel verilmesi gerektiği düşünülmeden hüküm kurulması,
Kabule göre de;
II-) 1-) Bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaza %4 oranında kapitalizasyon faizi uygulanmak suretiyle değer biçilmiştir.
Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, iklim şartları, topoğrafik yapısı ve bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı v.b.) dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan, ülkemizin değişik yörelerindeki sulu tarım arazilerinin değerlendirilmesinde, (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) kapitalizasyon faiz oranı % 5 olarak alınmaktadır. Nitekim, aynı bölgeden Dairemize gelen diğer dava dosyalarında uygulanan faiz oranı genelde % 5'tir. Hal böyle iken, taşınmazın değerinin belirlenmesinde kapitalizasyon faizi oranının % 5 yerine %4 oranı uygulanmak suretiyle fazla bedele hükmedilmesi,
2-) Bilirkişi kurulunca dava konusu taşınmaz, üzerinde sulu tarım yapmaya imkan verecek sulama tesisi ve su kaynağı bulunup bulunmadığı konusunda açıklama yapılmadan sulu tarım arazisi olarak kabul edilmiştir. Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin 3.fıkrasının (f) bendinde taşınmaz malın kamulaştırma (değerlendirme) tarihindeki mevki ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelire göre değerinin belirleneceği öngörülmektedir. Bu yöntemle taşınmazın değerinin saptanmasında münavebeye alınacak ürünler yönünden sulu ya da kuru tarım arazisi niteliğinde olup olmaması önem taşır. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre iklim koşulları, arazinin toprak ve topografik yapısı ile bölgesindeki konumu (büyük yerleşim yerlerine uzaklığı vb) itibariyle dava konusu taşınmazın bulunduğu yerle benzer nitelikte olan ülkemizin değişik yörelerindeki kuru tarım arazilerinin değerlendirilmesinde kapitalizasyon faiz oranı % 6, sulu tarım arazilerinde ise % 5 (değeri önemli şekilde etkileyen kanıtlanmış, farklı ve özel bir faktör bulunması hali hariç) alınmaktadır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tamamının fiilen sulanıp sulanmadığı, sulanıyor ise bu suyun her mevsim için yeterli olup olmadığı ve buna göre taşınmazın kuru ya da sulu tarım arazisi niteliğinin açıkça ve denetime olanak verecek biçimde saptanması gerektiğinin düşünülmemesi,
3-) Net gelirin belirlenmesinde münavebeye alınan ürünlerin dekar başına verimi, üretim gideri ve satış fiyatları Yargıtay'da yerleşmiş uygulamalara göre ortalama değerleri ifade ettiği bilinen o yer Tarım Müdürlüğünden alınacak verilere göre saptanır. İlçe Tarım Müdürlüğünden resmi veriler getirtilmeden Antalya İl Tarım Müdürlüğünün merkez için hazırladığı verilerin esas alınması suretiyle taşınmazın değerinin belirlenmesi,
4-) Tarım arazisi nitelikli dava konusu taşınmazın değerlendirilmesine ve hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda, üç yılda 5 ürün üretimi üzerinden hesap yapılmış, münavebeye alınan sebze türleri mevsimlere göre en yüksek fiyatları ile satılan ürünler seçilmiş ve her iki ürünün de 12 aylık süreler içinde istihsal edilmiş gibi değerlendirme yapılarak arazinin değeri çok yüksek biçimde abartılarak bulunmuştur. Oysa amaç, ortalama değeri bulmaktır. İklim koşullarının elverdiği bazı yörelerde bir ürün idrak edildikten sonra toprak yeniden hazırlanıp hemen akabinde ikinci uygun ürün ekilebilmekte ise de, bunların ekilip hasat edilmeleri 12 aylık bir süreye sığdırılması mümkün değildir. O halde münavebe iki yıl ve daha fazla süre için alınırken bu ürünlerin aynı yıl istihsal edilmiş olmalarının imkansızlığı karşısında daireye intikal eden birçok dosyada olduğu gibi, yıllık net gelir hesap edilirken, ürünlerin yıllık net gelirlerinin toplamı değil, istihsalde 12 aylık süreyi takip eden 12 aylık süreye sirayet ederek taşınmazını karşılamak (dengelemek) üzere her birinin en çok %75'inin alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
5-) Bedel artırımı davalarında Kamulaştırma Yasasının 15. maddesinin onbirinci fıkrası hükmüne göre takdir komisyonunun belirlediği değer ile mahkemece tayin edilen bilirkişi kurulunun saptadığı değer arasında önemli oransızlık (bir mislini aşan) bulunan hallerde yeniden bilirkişi kurulu oluşturulup keşif yapılmasının zorunlu olduğu düşünülmeden tek raporla karar verilmesi,
6-) Davacının dava tarihinde kamulaştırma işlemini öğrendiği varsayılarak dava günü itibariyle kamulaştırma işleminin kesinleştiği 15.03.2002 yerine daha önceki bir tarih olan kamulaştırma gününden itibaren faize hükmedilmesi,
Mahkemece öncelikle I. nolu bent doğrultusunda işlem yapılıp, davacının hak sahibi olduğunun saptanması halinde ise diğer bentlerdeki konuları karşılar biçimde ek rapor alınmalı, gerekirse yeniden bilirkişi kurulu oluşturulmalı ve sonuca göre karar verilmelidir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy