(2942 S. K. m. 9, 19) (3402 S. K. m. 16)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Kanununun 4650 S. Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan Süleyman Öner ve Mehmet Öner vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Dava, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin peşin ödenmesi karşılığında taşınmazın tapuda idare adına tescili istemine ait olup, Kamulaştırma Kanununun 4650 s. Yasayla değişik 9 ve 19. maddeleri hükmüne dayanılarak açılmıştır.
Kamulaştırma Kanununun 19. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları hükümleri uyarınca idarenin, öncelikle bu tür taşınmazların 3402 s. Kadastro Kanununun 16. maddesinde sayılan kamu mallarından olup olmadığını ilgili yerlerden sorup öğrenmesi, bu araştırma sonunda taşınmazın kamu mallarından olmadığının ve mevcut olan zilyedinin zilyetlikle iktisap iddiasında bulunduğunun anlaşılması durumunda da kamulaştırma Kanununun 9. maddesi gereğince mülki amir tarafından seçilecek bilirkişiler marifetiyle mahallinde inceleme yapıp delillerini toplayıp keyfiyeti bir tutanağa bağlaması gerekir. Bu tutanakta taşınmazın yüzölçümü, zilyedin kimliği, vergi kaydı, zilyetliğin başlangıç tarihi ve süresi, mülkiyeti kazanma şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirtilir.
Açılan dava üzerine mahkeme, söz konusu tutanak ve sair belgelerin zilyedin kamulaştırma gününde taşınmaz malı Türk Medeni Yasası hükümleri dairesinde ve zilyetlikle iktisap etmiş olduğunu belirtmeye yeterli olup olmadığını inceleyip, yeterli gördüğü takdirde 10. maddede belirtilen yöntemle tesbit edilen kamulaştırma bedeline ait raporu idareye; bu raporla birlikte idarece verilen sair belgeleri de tesbit edilen zilyede tebliğ eder. İdarenin zilyetlik tespitine ait olarak hazırladığı bilgi ve belgelerin kanuni koşullara göre hazırlanmamış yada dava dilekçesine eklenmemiş olması durumunda hakimin bu eksikliğin giderilmesi için idareye süre verip tamamlatması gerekir.
Somut olayda, idarece yöntemine uygun düzenlenmiş bir zilyetlik tutanağı dosyaya sunulmasına karşın; taşınmazın 3402 s. Kadastro Kanununun 16. maddesinde sayılan kamu mallarından olup olmadığına ait herhangi bir bilgi ve belge toplanmamış, kamulaştırılan malın durumu o yerin en büyük mal memuruna bildirilmemiş ve ayrıca 19. maddede ön görülen taşınmaz malın bulunduğu mevkii, zilyedini, sınırlarını ve miktarını gösteren ilan yaptırılmamış, böylece son ilandan itibaren itiraz hakkı olan Hazine ve üçüncü kişilerin bu haklarını kullanmalarına olanak sağlanmamıştır.
Bu sebeple, mahkemece yapılacak iş, yukarda sözü edilen bozma doğrultusunda gerekli araştırma, tebligat ve gazete ilanı yaptırılıp hasıl olacak sonuç doğrultusunda karar vermek olmalıdır.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istem halinde temyiz edenlere iadesine, 10.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy