(1086 S. K. m. 388)
Dava: Dava dilekçesinde ortak yere elatmanın önlenmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içerisinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki tüm kağıtlar okunarak gereği düşünüldü:
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
HUMK. nun 388. maddesinin son fıkrası hükmüne göre mahkeme kararının hüküm sonucu kısmında istem sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde açıkça gösterilmesi gereklidir. Somut olayda mahkeme kararının hüküm fıkrasında davanın hangi davalılar yönünden kabul edilip, hangileri yönünden reddedildiği isim yazılmak suretiyle açıkça belirtilmeden infazda şüphe ve tereddüt yaratacak biçimde kat malikleri dışındaki davalılar yönünden davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı biçimde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istem halinde temyiz edenlere iadesine, 28.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy