(1086 S. K. m. 275, 428)
Dava: Dava dilekçesinde ortaklığın giderilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde; taşınmazın taksimi mümkün olmadığından ortaklığın satış suretiyle giderilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar ise satın aldıkları bağımsız bölümlerde eksik inşaatı tamamlayarak oturduklarını belirterek kat mülkiyeti kurulmasına karar verilmesini istemişlerdir.
Mahkemece, taşınmaz üzerindeki hissedar sayısı ve oranları ile binada kaçak katlar olması nedeni ile aynen veya ivaz ilavesi suretiyle kat mülkiyeti kurulamayacağından ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki belge ve bilgilerle özellikle tapu kaydı ile bilirkişi raporlarından; dava konusu taşınmazın 20 paydaşının bulunduğu, üzerinde bodrum kat + zemin kat + 5 normal kattan ibaret 20 bağımsız bölümden oluşan betonarme yapının yer aldığı ancak yapının üç katının kaçak olup ruhsata bağlanmasının da olanaksız olduğunun anlaşılmış olması nedeniyle satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak;
Bir kısım davalıların, inşaatı yüklenicinin tamamlamaması sonucu fiilen kullandıkları bağımsız bölümlerini kendileri tamamlayarak oturduklarını ileri sürdüklerine göre bu savunma usulen tahkik edilerek kabul görmesi durumunda, anayapının yükleniciden teslim alındığı şekliyle değeri, bu binadaki bağımsız bölüm sahiplerinden her birinin kendi bağımsız bölümlerini oturulur hale getirmek için yapmış oldukları inşaat ve imalatların değeri ile arzın değeri ayrı ayrı bilirkişiye hesaplattırılarak bu üç değer esas alınarak oran kurulması ve satış parasının bu orana göre dağıtılması gerekir. Oran kurulurken yüklenicinin inşa ettiği kısmın değeri ile davalıların kendi bağımsız bölümlerine yaptırdıkları inşaatın değeri ve arzın değeri ayrı ayrı saptanıp toplandıktan sonra bulunan bu toplam değer, her üç değere ayrı ayrı oranlanarak yüzde itibariyle ne kadarının yüklenicinin yaptığı inşaata, ne kadarının bağımsız bölüm sahiplerinin yaptırmış oldukları işlere ve ne kadarının da arza isabet ettiği belirlenip satış bedelinin dağıtımında bulunan bu yüzde oranları nazara alınarak davalıların her birinin kendi bağımsız bölümlerine yaptırmış oldukları tamamlayıcı inşaat ve imalatların bedellerinin sahiplerine, yüklenici tarafından yapılan bölümün değeri ile arzın değerinin payları oranında tüm paydaşlara verilmesi gerekirken bu hususlar gözönünde bulundurulmadan taşınmazın, üzerindeki yapı ile birlikte satışı sonucunda elde edilecek bedelin payları oranında paydaşlara dağıtımına karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 05.03.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy