Dava dilekçesinde itirazın iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın husumet yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde davalının anataşınmazın 2002 yılının ilk dört ayına ait birikmiş ortak gider ve aidat borçlarını ödememesi nedeniyle aleyhine Ankara 27. İcra Müdürlüğünün 2003/33.. Esas sayılı takip dosyası ile icra takibine başlandığını, davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz etmesi sonucu takibin durduğunu ileri sürerek davalının itirazının iptalini ve takibin devamını, ayrıca %40'dan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiş; mahkemece davada davacının husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; davacının dava konusu anataşınmazın F-5 blokunun yöneticisi, davalının ise bu blokta kat maliki olduğu anlaşılmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının ek 3. maddesi (c) bendinde; blok yapılarda, bunlardan yalnız birine ilişkin sorunların çözümlenmesinde kat malikleri kurulu o blokta bulunan bağımsız bölüm maliklerinden oluşacağı öngörülmektedir.
Dava konusu edilen aidatlara yukarıda da belirtildiği gibi davalının malik olduğu ve davacının da yöneticilik yaptığı bloka ait bulunmaktadır. Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesine verilen ve mahkemenin kararına gerekçe yapılan hüküm F5 bloka ait olmayıp toplu yapı yönetiminin aidat toplama faaliyetinin durdurulmasına ilişkindir. Bu nedenle davacı yöneticiye yasalarla tanınmış hak ve yetkilerinin kullanılmasını engeller nitelikte değildir.
Ancak; davacı tarafından davalı aleyhine yürütülen icra takibine davalı tarafça 27.06.2003 günü itiraz edilmiş,buna ilişkin itirazın iptali davası ise 15.04.2005 günü açılmıştır. İcra İflas Kanununun 67. maddesinin birinci fıkrasına göre takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren 1 sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamalarına göre sözü edilen bu bir yıllık süre hak düşürücü bir süredir ve mahkemece doğrudan doğruya göz önünde bulundurulması gerekir. Yargılama sırasında davacı tarafından itirazın iptali davası alacak davasına da dönüştürülmediğinden mahkemece davanın süresinde açılmaması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilmiş olması doğru değil ise de, açıklanan nedenlerle ve bu gerekçe ile sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçe değiştirilmek suretiyle ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 29.05.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.