MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, kat malikleri kurulu kararının iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı dava dilekçesinde anataşınmazın 20.04.2008 günlü olağanüstü genel kurul toplantısında apartmanın bütün balkonlarının kapatılarak meskenlere ilave edilmesinin, mesken olarak kullanılan 10 nolu dairenin işyeri olarak kullanılmasının ve bu dairenin ara duvarlar açılmak suretiyle 14-15 ve 16 nolu dükkanlarla birleştirilip işyeri olarak kullanılmasının, 14,15 ve 16 nolu dükkanların önündeki caddeye birleştirilen asma yolun altında kalan ön bahçedeki yerin kullanma hakkının bu dükkan sahiplerine verilmesinin, 1 ve 2 nolu dairelerin istendiği zaman işyeri olarak kullanılmasının ve ayrıca 2 nolu dairenin 3-4 ve 5 nolu dükkanlarla aralarındaki duvarlar kaldırılarak birleştirilip ve böylece işyeri olarak kullanılmasının, 3-4-5-6-7-8 nolu altı adet dükkanın ara duvarlar kaldırılarak kullanılmalarının, 9 nolu dairenin işyeri olarak kullanılmasının ve bu dairenin 11 ve 13 nolu dükkanlarla birleştirilmesinin, 17-19-21-22-24 ve 25 nolu dairelerinin işyeri olarak kullanılmasının, arzu edildiği takdirde bütün dairelerin işyeri olarak kullanılmasının kararlaştırıldığını ileri sürerek sözü edilen genel kurul kararının yasaya, yönetim planına, deprem yönetmeliğine, onaylı mimari projeye aykırı bulunması nedeniyle iptalini istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelerden kat mülkiyetli anataşınmazın 28 bağımsız bölümünden oluştuğu, 20.04.2008 günlü karara 27 kat malikinin katıldığı, söz konusu edilen ve dava konusu yapılan kararların oybirliğiyle alınmadığı, davacının anataşınmazda kat maliki, davalının ise aynı yerde yönetici ve kat maliki olduğu, dosyada bulunan 02.03.2009 günlü bilirkişi raporunda bağımsız bölümlerin ara duvarlarının kaldırılmasıyla oluşan boşlukların deprem yüklerinin düşey taşıyıcı sistem elemanlarına güvenle aktarılmasını sağlayıp sağlamadığı konusunda ve bu durumun ana yapının depreme dayanıklılığını olumsuz olarak etkileyip etkilemeyeceği yönünde deprem yönetmeliği hükümleri uyarınca bir hesaplamanın yapılmadığı, bunun yapılması gerektiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasasının 19. maddesinin ikinci fıkrasına göre kat maliklerinden biri bütün kat maliklerinin beşte dördünün yazılı rızasıyla anataşınmazın ortak yerlerinde inşaat, onarım, tesis ve değişiklik yapabilir. Aynı fıkrada tavan, taban veya duvar ile birbirine bağlantılı bulunan bağımsız bölümlerin bağlantı yerlerinde, bu bölüm maliklerinin ortak rızası ile anayapıya zarar vermeyecek onarım tesis ve değişikliklerin de yapılabileceği öngörülmüştür. Öte yandan aynı Yasanın 24. maddesinde anataşınmazın kütükte mesken olarak gösterilen bağımsız bir bölümünde dükkan veya işyeri gibi yerlerin ancak kat malikleri kurulunun oybirliğiyle vereceği kararla açılabileceği hüküm altına alınmıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Dava konusu edilen 20.04.2008 günlü kat malikleri kurulu toplantısında, yukarıda açıkça değinildiği gibi tapuda mesken olarak kayıtlı bulunan dairelerin işyeri olarak kullanılması ve meskenlerin işyerleriyle birleştirilmesi konusunda oybirliğinin sağlanmadığı, ara duvarların kaldırılması ve aynı cinsteki bağımsız bölümlerin birleştirilmesinin anayapının statiğine zarar verip vermediği, söz konusu birleştirme ve ara duvarları kaldırma işinin deprem yönetmeliğine aykırılık teşkil edip etmediği, ana yapının onaylı statik betonarme projesi de getirtilip incelenerek anılan konularda uzman bilirkişiden rapor alınmaması, yasaya mutlak aykırılık teşkil eden bu hususların davacının temyiz dilekçesindeki istemleri de dikkate alınarak, ayrıca anataşınmazın yönetim planına da işlenen değişikliklerin yönetim planından da çıkartılıp çıkartılmayacağı konusu araştırılıp incelenmeden, davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.