(2942 S. K. m. 11)
Dava: Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiş, davalı-karşı davacının dava dilekçesinde ise kamulaştırmasız el atma sebebiyle fazlaya ilişkin hakkın saklı kalmak kaydıyla 7.500 TL'nin yasal faiziyle birlikte tahsili istenilmiştir. Mahkemece bedel tespiti ve tescili davasının kabulüne, konusuz kaldığından tazminat davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Karar: Temyiz istemlerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi kurulu raporu hükme yeterli değildir.
Şöyle ki;
1- Kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu saptanan taşınmazın olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelirin hesaplanmasında taşınmazın bulunduğu yer Tarım Müdürlüğünün kuru şartlarda dekar başına verim, üretim gideri ve toptan satış fiyatına ilişkin verilerinin ortalama değerlerinin esas alınması gerekir. Dosyaya getirtilen Hatay İl Tarım Müdürlüğü'nün veri cetvellerine göre dekar başına ortalama üretim gideri buğdayda 58 TL, kuru soğanda 372 TL, beyaz lahanada 396 TL olduğu bildirildiği halde bilirkişi kurulu raporunda sırasıyla 80 TL, 250 TL ve 425 TL alınmak suretiyle değerlendirme yapılması,
2- Dava konusu taşınmazın bölgesindeki konumu, yerleşim yerlerine uzaklığı, çevresinde başlayan yapılaşma, belediye hizmetlerinden yararlanma durumu ve yola cepheli olması gibi nedenler tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın değerinde en çok %20 objektif artışa sebep olabileceği düşünülmeden %50 oranında objektif artış uygulayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması,
3- İrtifak hakkı tesis edilmek amacıyla yapılan kamulaştırma işleminde kamulaştırma bedeli, taşınmazın irtifak hakkı tesisinden önceki değeri ile irtifak hakkı tesis edildikten sonraki değeri arasındaki farktan ibarettir. Taşınmazın niteliğine göre Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin 3. fıkrası hükmü gereğince taşınmazın tamamının bir bütün olarak değeri tespit edildikten sonra aynı maddenin son fıkrası uyarınca irtifak kurulması sebebiyle taşınmazda meydana gelecek değer düşüklüğünün oran ve tutarının gerekçeleri ile belirtilmesi gerekir. İrtifak kurulması sebebiyle taşınmazda meydana gelecek değer düşüklüğünün oranı, taşınmazın cinsi, niteliği, kullanım şekli, irtifak hakkının niteliği (boru hattı, enerji nakil hattı vs.) taşınmazda kapladığı alan ve yeri, istikameti dikkate alınarak belirlenir. Yargıtay uygulamalarında, taşınmazın niteliğine uygun kullanımını önemli ölçüde etkileyen özel bir durum söz konusu olmaması halinde arazilerde irtifak sebebiyle olabilecek değer kaybının irtifaktan etkilenen alanın mülkiyet değerinin %35 ini aşmaması gerektiği kabul edilmektedir.
Dava konusu taşınmaz üzerinden enerji nakil hattı geçirmek üzere irtifak hakkı tesisinde, irtifakın geçtiği yere ve alanına, taşınmazın yüzölçümüne ve niteliği göre bu değer kaybının %5.6 oranından fazla olamayacağının düşünülmemesi,
4- İrtifak tesis edilmesi sebebiyle oluşacak değer kaybının hesabında, taşınmazın tamamında bu irtifak sebebiyle oluşacak değer kaybı dikkate alınır. Somut olayda mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda irtifak tesis edilmesi sebebiyle oluşacak değer kaybı belirlendiği halde ayrıca %2 oranında değer kaybına da hükmedilmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün H.U.M.K.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istenmesi halinde temyiz edenlere iadesine, 28.03.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy