MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Bilirkişi raporunda “taşınmazın komşu parseldeki kuyudan sulanabilen sulanabilir tarım arazisi” olduğu belirtilmekle yetinilmiş, taşınmazın fiilen sulanıp sulanmadığı, sulanıyor ise kaynağı, yapılan sulamanın başkasının taşınmazındaki bir kuyudan yapılıyor olması durumunda bu sulamanın daimi ve geçerli kabul edilebilmesi için kaynak üzerinde dava konusu taşınmaz lehine bir mükellefiyet kurulmuş olması gerektiğinden bu hususun varlığı ve suyun yeterliliği vb. gibi hususlar araştırılmadan, taşınmazın sulu tarla kabul edilip sulu tarım arazilerinde münavebeye alınabilecek ürünlere göre değerlendirme yapan rapor esas alınarak hüküm kurulması,
2-Yapılan inceleme sonucunda, dava konusu taşınmazın 2149,38 m²'lik kısmının kamulaştırılması talep edilmesine rağmen mahkemece taşınmazın tamamına yönelik kamulaştırma kararı verilmesi,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.