Davacılar ... ve ... ile davalı Nüfus Müdürlüğü arasındaki davada Gürpınar Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ve Yargıtay’ca incelenmeksizin kesinleşmiş bulunan 12.03.2008 günlü ve 2008/22-17 sayılı kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu savıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 26.09.2011 gün ve Hukuk-2011/210562 sayılı yazısıyla kanun yararına temyiz edilerek bozulması istenilmiş olmakla, dosyadaki tüm kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacılar ... ve ... tarafından açılan davada, velayetleri altında bulunan kızları ...'ın nüfusa kaydı yapılmayarak 15.02.1991 tarihinde doğan ve aynı tarihte vefat eden aynı ismi taşıyan ablasının nüfus kaydını kullandığı, esasen kızlarının doğum tarihinin 15.04.1992 olduğu, bu nedenle küçüğün yaşının düzeltilmesine karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece davanın kabulü ile doğum tarihinin günü ve ayı baki kalmak kaydıyla 15.02.1992 olarak düzeltilmesine ve nüfusa tesciline karar verildiği, hükmün temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, adı geçen küçüğün nüfusa kaydedilmeyip kendisinden önce doğup öldüğü halde, sağ görünen kardeşinin nüfus kaydını kullanıp kullanmadığına ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesi, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 15, 31 ve 33. maddelerine göre nüfus idaresine verilmiş idari bir görevdir.
Bu itibarla, bir kimsenin doğumdan nüfusa kayıt edilmeyerek kendisinden önce doğup ölen kardeşine ait nüfus kaydını kullanması nedeniyle bu kişinin nüfusa tescil edilmesi, dolayısıyla saklı nüfustan sicile yazılması idari işlem niteliğindedir.
Nitekim Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 35/1. maddesinde de "Saklı nüfus olduklarını iddia edenlerin aile kütüklerine tescil için müracaat makamı illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklardır..." şeklinde hüküm bulunmaktadır.
Mahkemece saklı nüfustan sicile yazılma halinin tespiti durumunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 7/1. maddesi gereğince görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esasına girilmesi ve tescile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Diğer yandan, dosya içerisindeki mevcut nüfus kaydından, yaşı düzeltilmek istenilen küçüğün nüfusa 14.03.1991 tarihinde tescil edildiği görülmüştür. Bir kimsenin doğmadan önce nüfusa tescili mümkün olmadığı halde, doğum tarihinin 15.02.1992 olarak düzeltilmesi nüfus kayıtlarında çelişki meydana getirmektedir.
Hakim, nüfus kayıtlarında düzeltme yapılmasına karar verirken, bu kayıtlar arasında çelişki meydana getirmemek ve hayatın olağan akışına ters düşecek durumlara yol açmamaya özen göstermek zorunda olup, bu hususa uyulmaması usul ve kanuna aykırı bulunmuştur.
Bu itibarla yukarıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün HUMK.'nun 427. maddesi gereğince sonuca etkili olmamak kaydıyla kanun yararına BOZULMASINA ve gereği yapılmak üzere kararın bir örneği ile dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 06.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy