MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, Kamulaştırma Yasasının 4650 Sayılı Yasayla değişik hükümleri uyarınca, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili ve davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
A- Davalılar vekilinin temyizi yönünden;
Mahkeme kararı davalılar vekiline 14.07.2011 günü tebliğ edilmiş olup, temyiz dilekçesi 09.09.2011 tarihinde temyiz defterine kaydedilmiştir. Bu durumda HUMK.nun 432. maddesi hükmünde öngörülen 15 günlük temyiz süresi geçmiş bulunduğundan 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas 1990/4 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca temyiz isteminin REDDİNE,
B- Davacı tarafın temyizine gelince;
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1- Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda somut emsal olarak incelenen ... Mah. 647 ada 9 parsel sayılı taşınmazın satış tarihinde üzerinde tapu kaydına göre ev ve dükkan bulunmakta olup, evin ve dükkanın satış tarihindeki nitelikleri belirlenip o tarihteki Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'nca yayımlanan yapı yaklaşık birim maliyet cetvelindeki sınıfına göre değeri bulunup (yıpranma payı düşüldükten sonra) bu değerin toplam satış değerinden indirimi yapılarak somut emsalin m² satış değerinin belirlenmesi gerekirken satış bedelinin yalnızca zemine ait olduğunun kabulü ile emsal m² değerlerinin hesaplanması,
2- Kamulaştırma Yasasının 11. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi uyarınca arsalarda değerlendirme gününden önce özel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerinin tespiti ve bedelin tespitinde etkisi olan diğer unsurlar da dikkate alınarak ikinci fıkra gereğince her unsurun gerekçeleri ve değere katkı oranları ayrı ayrı belirlenip dayanakları da gösterilmek suretiyle değerlendirilerek kamulaştırma bedelinin saptanması gerekir.
Bu saptamanın yapılmasında dikkate alınması gereken diğer bir unsur dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın belediyelerce belirlenen asgari vergi değerleri arasındaki orandır.
2942 sayılı Yasanın 4650 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesinin (d) bendinde vergi değerleri kıymet takdirinde gözönünde tutulması gereken esaslar arasında sayılmıştır. Bu tür nesnel öğeler sayesinde bilirkişilerin öznel değerlendirmelerini denetleme olanağı elde edilmiş olur. Vergi beyanları ve resmi makamlarca yapılan kıymet takdirleri genellikle taşınmazın gerçek değerini tam olarak yansıtmamakta, gerçek değerinden daha düşük değerler belirlenmektedir. Ancak, bu husus dava konusu taşınmaz için olduğu kadar emsal içinde geçerlidir ve emsal karşılaştırması yapılırken dikkate alınması yasa gereğidir. Buna göre dava konusu taşınmaz ile emsal alınacak taşınmazın değerlendirme tarihi itibariyle emlak vergisine esas tutulan asgari m² değerleri ilgili belediye başkanlıklarından getirtilerek karşılaştırılması ve değerlendirmeye esas alınan oranlar fahiş ölçüde farklı olduğunda bu farklılık ve çelişkinin giderilmesi gerekir. Mahkemece bu esaslara uygun olmayan şekilde düzenlenen bilirkişi kurulu raporuna dayalı olarak hüküm kurulmuş olması,
Doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 06.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy