MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, 14.09.2008 tarihli kat malikleri kurulu kararının iptali istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, 3 adet bağımsız bölümünün bulunduğu apartmanda ortak giderler için 14.09.2008 tarihinde alınan karar uyarınca davacı aleyhine aidat istenerek icra takibi yapıldığını ileri sürerek, 14.09.2009 tarihli kat malikleri kurulu kararının 2 nolu maddesinin “A-11, B-11 ve B-12 meskenlerinden iki kat yakıt bedeli alınması” bölümünün iptalini istemiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, 14.09.2008 tarihinde yapılan kat malikleri kurulu toplantısında yeni dönem yakıt bedelleri saptanarak, A-11, B-11 ve B-12 nolu bağımsız bölümlerden iki kat yakıt bedeli alınmasına karar verilmiştir. Bu belirleme sadece kararda belirtilen dönemdeki yakıt giderlerine ilişkindir. Kat Mülkiyeti Yasası'nın 20. maddesinde genel giderlere katılım için düzenleme getirilmiş olup, bunun kat maliklerinin aralarında başka türlü anlaşma olmadıkça geçerli olacağı açıklanmıştır. Buna göre kat malikleri toplantısında, yönetim planında yapılan düzenleme ile ortak giderlere katılma şeklini gösteren karar alınabileceğinden, alınan kararın, Yasanın emredici kurallarına aykırılık teşkil etmeyip, iptal edilinceye kadar geçerli olduğundan, yok hükmünde bir karar olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. Buna göre 634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası'nın 5711 sayılı Yasayla değişik 33. maddesinin birinci fıkrası gereğince kat malikleri kurulunca verilen kararlar aleyhine oy kullanan kat maliki karar tarihinden başlayarak bir ay içinde, toplantıya katılmayan kat maliki ise kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde 6 ay içinde iptal davası açabilir. İptali istenen kat malikleri kurulu toplantısına davacının katılmadığı, karardan aleyhine yapılan icra takibi nedeniyle haberdar olmasına rağmen davanın 24.06.2010 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle 6 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddi gerekirken işin esasına girilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 31.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy