(5490 S. K. m. 35)
Dava: Davacı dava dilekçesinde, nüfus kaydında annesi olarak görünen M. Ç.'ın iptali ile gerçek annesi olarak K. kızı M. Ç.'ın yazılmasını istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı Nüfus Müdürlüğü tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı dava dilekçesinde, nüfus kaydında annesi olarak görünen M. Ç.'ın iptali ile anne adının K. kızı M. Ç. olarak düzeltilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava soybağını ilgilendirdiğinden, davacının nüfus kaydına göre annesi olarak görünen M. Ç. ile gerçek annesi olduğu iddia edilen K. kızı M. Ç.'ın davalı sıfatı ile yargılamaya katılmasının sağlanması gerektiği dikkate alınmayarak tanık sıfatı ile dinlenmeleri ile yetinilmesi,
2- Davacı, resmi belge olan Rize Devlet Hastanesinin 17.07.1981 tarihli bila sayılı doğum raporuna göre tescil edilmiş olup, doğum tutanağında annesi M. Ç. olarak görünmektedir. Bundan ayrı dosya içerisine fotokopisi konulan 2010/492 esas sayılı davanın duruşma zaptına göre davacının anne ayrı kardeşi olarak görünen M. kızı M.'nin annesi M. olarak düzeltilmiş ise de, bu kararın kesinleşip kesinleşmediği belli olmayıp, ayrıca dosyadaki nüfus kayıtlarına da yansımadığından iddianın sübutu halinde dosya içindeki mevcut nüfus kaydına göre aynı anneden doğmuş iki kardeşin doğum tarihleri arasında 3 ay 21 günlük bir zaman farkı oluşacaktır. Bir kadının bu süre içerisinde iki kez doğum yapması tıbben mümkün değildir. Nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalar kamu düzeni ile yakından İlgili bulunduğundan, hakim kendiliğinden de yapacağı araştırma ile elde edeceği bulgulara göre ve öteki kayıtlarla çelişki oluşturmayacak şekilde karar vermek zorundadır. Buna göre tüm bu hususlar dikkate alınarak iddia ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp, alınacak rapor da gözetilerek karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Anne olduğuna karar verilen M.'in açık nüfus kimlik bilgilerinin hüküm fıkrasında gösterilmemesi,
4- Yargılamanın son oturumuna katılan Cumhuriyet Savcısının ad, soyad ve sicil numarasının mahkemenin gerekçeli kararının başlık bölümünde gösterilmemesi,
Doğru görülmemiştir.
Sonuç: Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 07.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy