MAHKEMESİ:Sulh Hukuk Mahkemesi
Dava dilekçesinde, meskenin işyeri olarak kullanılmasına son verilmesi ve eski hale getirilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hükmün temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili tarafından yasal süresi içinde verilen temyiz dilekçesi ile istenilmekle taraflara yapılan tebligat üzerine duruşma için tayin olunan günde temyiz eden davacı vekili Av.... ile aleyhine temyiz olunan davalı vekili Av.... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendikten sonra dosya eksiklik nedeniyle geri çevrilmiş bu kez iade edilmekle dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde, tapuda mesken olarak kayıtlı 3 nolu bağımsız bölümün diş hekimi muayenehanesi (işyeri) olarak kullanıldığını bunun yasaya ve yönetim planına aykırı olduğunu ileri sürerek dava konusu bağımsız bölümün işyeri olarak kullanılmasının önlenmesi, eski hale getirilmesi ve tahliyesini istemiştir. Mahkemece yönetim planındaki 08.03.2008 tarihli değişiklik ile getirilen yasaklayıcı hükmün davalıyı bağlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
634 sayılı Kat Mülkiyeti Yasası'nın 28. maddesi 1. fıkrasında "yönetim planı yönetim tarzını, kullanma maksat ve şeklini, yönetici ve denetçilerin alacakları ücreti ve yönetime ait diğer hususları düzenler yönetim planı, bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmündedir" hükmü 4. fıkrasında ise "yönetim planı ve bunda yapılan değişiklikler, bütün kat malikleri ile onların külli ve cüzii haleflerini ve yönetici ve denetçileri bağlar" düzenlenmesine yer verilmiştir. Buna göre yönetim planı bütün kat maliklerini bağlayan bir sözleşme hükmünde olup; anagayrımenkulün yönetim tarzı, kullanım maksat ve şekline ilişkin anlaşmazlıkların çözümünde öncelikle yönetim planında mevcut hükümlerin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda ise dava konusu taşınmaza ilişkin 16.05.1991 tarihli yönetim planının 2. maddesinin gerek değiştirilmeden önceki "daireler sadece mesken olarak kullanılır" şeklindeki hükmü, gerekse 08.03.2008 tarihli değişiklikten sonraki ".... anagayrimenkulün tüm daireleri konut (mesken) olarak bizzat oturmak veya kiraya verilmek suretiyle kullanılacaktır. Kat malikleri ana gayrimenkulün tüm maliklerinin yazılı izni olmadıkça daireleri konuttan başka bir amaçla kullanamayacakları gibi kiraya da veremezler " hükmü ile dairelerin sadece mesken olarak kullanılacağı kuralı getirildiğine göre bağımsız bölümün muayenehane olarak kullanılması mümkün olmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı yararına takdir edilen 900,00 TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 30.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.